Ana sayfa Makro Çekim Teknikleri Hangi makro lensi almalıyım?

Hangi makro lensi almalıyım?

tarafından Güray Dere

“Makro” benim anahtar kelimem. Bir çok ortamda ağzımı bıçak açmazken makro denince kolay susmuyorum. İsterseniz bir deneyin 🙂 Avcı hikayeleri gibi, askerlik anıları gibi.  Bu yüzden gelen soruları bildiğim kadarıyla cevaplamaktan keyif alıyorum. Ama bir tanesi var ki Makro Dünyası web sitesi açıldığından beri bana belki de en çok danışılan nokta, sorulan soruların en büyüğü. Dolayısıyla cevapların da uzun olanlarını gerektiriyor. Soru cevap oyunu gibi sonu gelmiyor, gelmeyecek.

Bu “soru-cevap-bilgi paylaşımı” üçgenini kişisel mesajlar olmaktan çıkarıp ortak bir deneyim havuzuna dönüştürmek için Forum sitesini açtık. Fakat büyük soru halen çok büyük. “Ayrı ve geniş bir yazı yazmadan kimse benimle başa çıkamaz” diyor. Ben de başa çıkmaya çalışmayacağım. Tarihi stratejiyi uygulayacağım: “divide et impera” yani “böl ve yönet”…

Güzelce gaz verip hayatın anlamından bahsedecek gibi yaptıktan sonra çaresizce soralım:

Makro çekim için hangi ekipmanları almalıyım?

Periyodik ekipman bakımı apayrı bir dert
Periyodik ekipman bakımı apayrı bir dert

Seçenek ne kadar çoksa seçim de o kadar zor oluyor. Sağlıklı bir seçim yapmanın yolu tüm seçenekleri incelemekten geçtiğine göre ister yeni başlayan bir makro fotoğrafçısı olun ister yıllarca bu işe gönül verin bu soru hep karşınıza çıkacak. Tatlı hayaller ve delik bütçeler getirecek. Ve bizim amacımız çöpe giden vakit ve nakitten mümkün olduğunca tasarruf etmek.

Şimdi biri çıkıp bana “hangi makro lensi alayım?” diye sorsa, ki soruyor.

Önce bir bakarım ciddi mi diye, ki ciddi.

Ve başlarım sormaya:

1.İstek, sabır, azim ne durumda?
2.Fotoğraf deneyimi ne kadar?
3.Elde hangi ekipmanlar var?

Bu üçününe bağlı olarak cevap küçülmüş ya da dağ kadar büyümüş olabilir. Ardından amaca yönelik sorular gelir?

4. Fotoğrafta ne görmek isteniyor? Güzel bir çiçek ve üzerindeki arı mı? Arının sadece kendisi mi? Ya da profilden bir arı portresi de olabilir! İğnesinin ucundaki delik de!
5. Doğal ortamda mı çekim olacak yoksa evde kurulan mini stüdyoda mı?
6. Elde çekim mi olacak, tripod ile mi?
7. Bütçe nedir? Kolay kullanımlı ve pahalı çözümler mi? Yoksa ucuz ama zahmetli çözümler mi?

MakroCekim
Makrocunun tatlı çilesi. Askerliği hatırlatan buz gibi havada tam teçhizat arazi yürüyüşleri… Ve çorap içine sokulmuş kene-savar paçalar! 🙂

1. soru: ilgi, istek, sabır vs.

O bunları düşünürken ben de nereden başlasak ki diye, aslında tam olarak benim de bilmediğim, sonu olmayan bir cevap için zaman kazanmış olurum.

O sırada çekilen 100 bin fotoğraf gözümün önünden film şeridi gibi geçer, ki PAL formatında saniyede 25 kare oynatsak 67 dakikalık bir film eder.

Listedeki ilk soruya verilen cevap aslında tümünün cevabı. İtiraf edin bazılarınız sıkılmaya başladı bile 🙂 Bazen bir soru geliyor, cevaplıyorum, “o konuyu şu şu yazıda genişçe anlatıyorum” diyorum. Ve yine bazen deniyor ki “o kadar zamanım yok sadece şu soruyu cevaplayın yeter”.

Ki o 67 dakikalık filmi oluşturmak için aranan, bulunan, düşen, uçan, kaçan böceğin, yapılan çekimin ve işlenen fotoğrafın saatini ekleseniz, ki üşenmedim hesapladım ortalama 2000 saat ediyor. Bu sürede Edirne-Kars arası mesafeyi yürüyerek tam 6 kez gidebilirsiniz… Ya da bisikletle dünya etrafında dönülebilir. Ekipman arama, bulma, alma; okuma, araştırma, test etme… Bu yazıyı sadece buraya kadar getirmek için uçarcasına geçen 1 saat… Bunlar hep hariç.

İnsanlar ömrünün 9 yıldan fazlasını televizyon izleyerek geçiriyormuş. 80 bin saat! Neyse ki evimde televizyon yok. Yani makroya ayırabileceğim daha 78 bin saatim var! Biraz iyimser mi oldu? Siz de iyimser olun, vakit ayırın 🙂

Kısaca ilk soruya vereceğim cevap budur. Makro çok ama çok zaman isteyecek. Sevene keyif dolu, sevemeyene işkence. Bunu iyice bilmek lazım.

2. soru: fotoğraf bilgisi / deneyimi

Bilgi her yerde güçtür. Çekilen bir fotoğrafın arkasında hangi kuralların işlediğini bilmek öğrenme sürecini çok hızlandırır. Bilginiz arttıkça “deneme – yanılma” yerine “deneme – turnayı gözünden vurma” ile daha çok karşılaşırsınız. Yanılgılar karşısında şaşkına dönmez, onların sebebi hakkında fikir sahibi olursunuz. Bu yüzden önce temel fotoğraf bilgisi edinmek iyidir.

İş makro olunca teknik sınırları biraz zorlamamız gerekiyor. Lenslerin çalışma şekillerini, az biraz iç yapılarını bilmek sınırları kavramakta kolaylık sağlar. Buraya kadar olan kısmı Google’a sorabilirsiniz. Gerçi içinde “makro” geçen şeyleri o da buraya yönlendirmeye başladı ya neyse! 🙂

Google demişken, Google’dan buraya gelen ziyaretçiler için arama kelimelerini görüyorum. Kimin ne aradığını göstermiyor, kimlik vermiyor tabi, rahat olun. Ama hani ne aramalar var inanamazsınız. Makroyla neler neleri çekmeye çalışan insanlar 🙂

Sonra ışık kullanımı, titreşim, kadraj, arka plan gibi konular geliyor. Bunlar genel fotoğraf deneyimleri. Bol fotoğraf çekimi ile gelişecek şeyler. Böceklerin bulunması, ölü ise saklanması, sahnelenmesi, çekimde uygulanacak diğer teknikler ise makroya has deneyim gerektiren konular. Bu paragrafta yazdığım şeyleri okuyarak geliştiremezsiniz. Ne olduğunu bilirsiniz, yapınca olacağını sanırsınız ama olmaz. Tekrar tekrar deneyerek, sonra yeni şeyler deneyerek “oldurmak” gerekir.

Bundan sonra sıra geliyor fotoğrafların işlenmesine. İçinde kaybolmayacağınız bir arşiv düzeni, yedekleme, RAW-JPEG çevrimi, focus stacking, resim işleme yazılımlarıyla son dokunuş ve temizlik. Buradakiler de hem araştırma hem de uygulama ile gelişecek, aynı zamanda hızlanacak. Bir süre sonra ilk paylaştığınız fotoğraflardan utanacak, silsem mi acaba diyeceksiniz… Ya da umarım öyle olur! 🙂

3. soru: eldeki ekipmanlar

İyi bir fotoğraf görenler genellikle hemen şunu sorarlar: Hangi lens? EXIF nedir?

Evet lens fark yaratır. Ama asıl farkı yaratacak olan bizleriz. 1. soruda yaptığım açıklamalar yeterince uzun diye düşünüyorum.

Buraya kadar zorluklardan bahsederek göz korkutmaya çalıştım. Korkmadıysanız bu iş tamam, artık eğlencesine geçebiliriz.

Ben ekipmanı üç şekilde değerlendiriyorum

  • Zaten elimde olanlar
  • Daha önce yapamadığım bir şeyi yapmamı sağlayacak olanlar
  • Zaten yapabildiğim bir işi daha konforlu yapmamı sağlayacak olanlar.

Burada ilkini konuşuyoruz, elimizde olanı. Başka seçeneğimiz olmadığına göre elimizdekini kullanacağız. Ve ekipmanlar yavaşça gelişecek. Bu yavaşlık önemli. İçimizden birinin önüne 50 tane lens koyup “Hadi makroya çıkıyoruz seç!” deseler ne yapacağını bilemeyecektir. Bu yüzden elimizdeki ekipmanı yavaş yavaş ve tek tek tanımakla başlayacağız.

Her seçeneğin güçlü ve zayıf yönleri vardır. En iyisi dediğimiz şey amaca ve koşullara bağlı olarak değişir. Elimizdekiler arasından amacımıza en uygun olanı seçmemiz gerekir. Bunun için hepsine şans vererek, hepsini tanıyarak başlayacağız. Aşağı yukarı tüm lensleri makro çekime zorlamak için yöntemler var. Tüp/körük kullanmak, Raynox takmak, Ters bağlamak vs.

Ben çoğu zaman büyük konuşup zoom lensle makro çekilmez, 18-55’leri, 70-300’leri çöpe atın gibi laflar ettim. Şimdi bu lafları afiyetle yiyorum çünkü bal gibi makro çekiliyor. İki kez sırf inattan ama hiçbir önyargıya da kapılmadan makro ile uzaktan yakından ilgisi olmayan lenslerime bu şansı verdim. İkisinden de birer yazı ortaya çıktı.

Kit lens ile makro
Sinek
Zoom lens ile makro

İlki 30 euro fiyata satın aldığım eski model 80-250mm bir zoom lens. Hikayesini okumak için ucuz zoom lens ile makro çekim yazısına göz atabilirsiniz.

Diğeri hepimizin elinde olan 18-55 kit lensler. Detayları okumak için 18-55 kit lens ile makro çekim yazısına bakabilirsiniz.

Her lensin yine her farklı büyütme kademesinde en iyi görüntüyü verdiği bir diyafram değeri vardır. Mesela kit lenste f8 değerinde, 80-250’de ise f16 değerinde en iyi görüntüyü yakaladım. Elinizdeki lenslerde bu farklıdır. İyi bir araştırma, olmadı iyi bir test ile bu değerleri keşfedebilir ve makro çekimlerinizde kullanabilirsiniz.

Çoğumuzda bulunan 50mm standart lensler ise makroda daha da iyidir. Sabit odaklı bir lens olarak keskinlik üst düzeydedir. Ters bağlantıda gerçek makro lens performansına yaklaşırlar.  28mm gibi bir lensiniz varsa tüp üzerine ters bağlayarak bununla 4X değerlerinde çalışırsınız. Hiç kolay değildir ama sonuçlar etkileyicidir. Pentax SMC M 28mm manual lens ile elde çekim ters bağlantı ve flaş kullanımı ile çektiğim üç örnek paylaşıyorum. Biraz acemilik döneminden kalmalar. Net alanın eksik kaldığı bölümler görülebiliyor. Fakat elde çekim focus stacking ve ters 28mm ile her bölgeden netlik yakalamak gerçekten zordur. Stüdyo düzenekleriyle çok daha iyisi yapılabilir.

Peki elimizde kompakt makine varsa ne olacak? … Ne demek ne olacak, o zaman onu kullanacağız. Sabit lensli küçük makineler makro konusunda hiç fena değiller. Hatta keşke elimde bir tane olsa diyorum. Gerektiğinde Raynox gibi eklentilerle makro kapasitesi daha da arttırılabilir. Yine video konusunda DSLR gövdelerle yarışabilirler. Videoda küçük sensörün alan derinliği avantajı vardır. 10 yıl önceki bir makine bile beni çok eğlendirmeyi başarmıştı. Aşağıdaki fotoğraflar lensine eklenti yapılmamış standart bir Canon PowerShot A85 modeli ile çekildi.

Peki elinizde hiç fotoğraf makinesi yoksa? Telefonunuz var mı? Ya tablet? Küçük ve çok ucuz lens eklentileriyle çok şey yapılabilir. Bakınız: Cep telefonu ile makro

Ama nihayetinde DSLR fotoğraf makinesi almanın bir yolunu bulmanız gerek. Bütçeye bağlı olarak mümkün olduğunca ileri model ve makro çekimde avantaj sağlayan modellere göz atmanızı öneririm. Mesela elektronik perde makro için çok önemli bir özelliktir. Bazı Canon gövdelerde ve Sony aynasızlarda bulunuyor. Titreşimi engelleyip netliğe büyük katkı sağlıyor. Yüksek büyütme çalışmayı planlayan herkes için şart.

Aynasız gövdeler ile henüz çekim yapmadan oluşacak fotoğrafı aynen izlemek mümkün. Renk ve ışık dengesi sonradan sürpriz yaratmayacak şekilde çekimde izlenebiliyor. Ve full-frame gövdelerin daha fazla detay topladığını düşünüyorum. Biri full-frame ve diğeri APS-C olacak şekilde iki farklı gövdenin tamamen aynı kadrajı oluşturduğunu düşünün. APS-C sensör küçük olduğu için kadrajı oluşturan görüntü sensör üzerinde daha fazla sıkışmak zorunda kalacak ve diffraction sorunları daha erken başlayacak. Ayrıca full-frame gövdelerin loş ışık performansları yüksek oluyor. Doğal ışıkla çekimde biraz ISO arttırıp işi hızlandırmak mümkün oluyor.

Peki APS-C’nin hiç mi avantajı yok? Var, görüntüyü ortadan kesip aldığı için daha fazla büyütmüş oluyor. Ve alan derinliği daha fazla oluyor. Yani daha az sayıda fotoğraf ile focus stacking yapabiliyoruz.

Ben şahsen fazladan uğraşmayı gerektirse bile daha yüksek detay arıyorum. Yani full-frame diyorum.

4. soru: istenen büyütme nedir?

“Makro bir büyütme yarışı değildir!” desem ne düşünürsünüz?

Muhtemelen “Evet tabi, önemli olan konudur, kadrajdır.” diye mantıklı cevaplar verilir. Ama içimizdeki ses “Yetmeeez! Yakın, daha yakın, en yakın!” diye bağırır. “Abi, adam sineğin gözünü bir çekmiş!” diye o fotoğrafları anlatmaya ve en çok onları “Like” etmeye devam ederiz.

Birisi sanki “Yok canım, ben özenmiyorum.” diyor… Der çünkü 10X, 20X hepsini zaten denemiştir o.

Şimdi bunlar hep aşama. Sınırları test etmek çok iyidir. Büyütmeyi biraz daha ileri taşıyıp öğrenmeye zorlamak, hangi ekipmanla nereye kadar gidilir görmek iyidir. Bunları denedikten sonra büyütme bir yarış olmaktan çıkar, işte o zaman gerçekten inanarak “Efendim işte konu var, kadraj var.” falan deriz. (Ama “Detaaaay!” diye bağırmaktan hiç vazgeçmeyiz.)

Bu maddede sadece lens sistemini ele alacağım. En çok merak edilen bölüm sanırım burası olacak. Kabaca büyütme oranları ve bunlara uygun lens sistemlerini konuşalım.

Not: Aşağıda örnek olarak verilen fotoğraflar uygun tekniklerle “imal edildiği!” için yüksek netliktedir. Örnek verdiğim lensleri alıp bu sonucu hemen bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilirler. Bunu fotoğraflarımı övmek için yazmıyorum. Lensin işin sadece bir parçası olduğunu hatırlatmak istiyorum.

  • Geniş açı
Nikon 20mm ile geniş açı yakın çekim.

Geniş açı lenslerle yapılan çekimlerin ilginç bir özelliği var. Perspektifi bozup sanki küçülüp sahnenin içine girmişiz etkisi yaratıyorlar. Arka plan geleneksel makro çekimlerden çok farklı olarak belirgin kalıyor. Böylece böceği yaşadığı ortamla birlikte olduğu gibi kadraja almış oluyoruz. Büyütme genellikle 0.5X’in altında kalıyor ama hem çekim zevki hem de seyir zevki çok yüksek fotoğraflar ortaya çıkıyor. Her hava koşulunda elde çekim tek kare yöntemiyle işi bitiriyoruz.

Seçenekler şöyle:

  1. Geniş açı makro lensler. Fazla model yok. Laowa 15mm f4.0 şimdilik tek örnek. Pahalı ve kullanımı zor bir lens. Ama çok keskin.
  2. 28mm veya daha geniş açılı günlük lensler. Bunların arkasına ince makro tüp takarak daha yakına netlemeye zorluyoruz. Helicoid adaptör takılı aynasız gövdeler mükemmel çözümü sunuyor.
  3. Relay lens sistemleri. CCTV güvenlik kamerası lensleri gibi minik balık gözü lensler başka makro çözümleri ile birlikte kullanılıyor. Sayısız ihtimal var. Çok zor ve henüz tam olarak çözülmemiş bir alan.
  • Düşük büyütme
Düşük büyütmeli çiçek fotoğrafı. Volna 9 50mm 0.5X büyütme.

İlk verdiğim örnekten gidersek, arıyı çiçek ile birlikte çekiyorsak 0.5X ve altı bir büyütme değerinde çalışıyoruz demektir. 1X altı büyütmeler teknik olarak makro sayılmıyor ama bolca kullanmamız gerekecek. Çiçek, mantar, kurbağa, salyangoz, kelebek gibi büyükçe konular için düşük büyütmeye ihtiyacımız var. Güzel haber, bunun için makro lense ihtiyacınız yok. Ama keskinlik ve detay her zaman önemli. Seçeneklere bakalım

  1. Makro lensler. En iyi seçenek budur. Köşelerde bile keskin, mikro kontrastı yüksek. Örnek: Tamron 90mm macro.
  2. Eski model 0.5X büyütmeli makro lensler. Bunların fiyatları modern lenslerden çok daha uygun ve keskinlikte çok iyiler. Örnek: Volna 9 50mm f2.8, Vivitar Series 1 90mm f2.5 macro (efsane lens)
  3. Makro zoom lensler. Aslında gerçek makro lens değiller ama yakın çekimde güzel işler çıkarabilirler. Keskinlik ve bokeh karakteri bakımından genellikle çok iyi değiller. Merkezden uzaklaştıkça keskinlik azalacaktır. Örnek: Tamron 70-300 Macro f/4-5.6
  4. 50mm-100mm arası sabit odaklı lensler. Tek başına yeterli yakınlaşma sağlamayabilirler. Raynox DCR-250 gibi eklentilerle desteklenirse iyi olur. Keskinlikleri tatmin edicidir. Örnek: Konica AR 50mm f1.7
  5. 80mm ve 150mm arası agrandizör lensleri. Ters bağlı kullanıyoruz. Üst düzey keskinlik verecektir. Modern makro lenslerle yarışır. Lens odak değeri yükseldikçe büyütme azalır. Mesela 80mm, 150mm’den daha fazla büyütür. Tüp boyu değiştirilerek uygun büyütme değerine getirilir. Kişisel tercihim bunlardır. Örnek: Rodagon 150mm f8
  • 1:1 makro
Drone-fly hoverfly. Yaklaşık 1X. Componon-S 80mm

1:1 ifadesi, yani 1X demek objenin gerçek boyu ile sensör üzerinde oluşan imajın boyu aynı demektir. 1X büyütmede full-frame makinada 3.5cm boyundaki bir obje tüm kadrajı doldurur. APS-C’de ise kabaca 2.5cm’lik uzunluk tam kadraja denktir. Yani boyu 2cm olan bir arı hemen hemen tüm kadrajı dolduracaktır. Bu büyütmeden itibaren focus stacking yapmadan arının tamamını net görüntülemek mümkün olamayacaktır. Alan derinliği buna izin vermez. Yine seçeneklere geçelim.

  1. Yine makro lens ile başlıyoruz. Makro lenslerin eklentisiz üst limiti 1X’tir. Çok keskin olduklarını söylemiştim.
  2. 50mm-100mm arası sabit odaklı günlük lensleri bu sefer ters bağlayacağız. Köşelerde makro lens olmadıkları hissedilir ama oldukça iyidirler.
  3. 50mm-100mm arası agrandizör lensleri. Bunlar da ters bağlanacak. Çok keskinler. Favori lensim Componon-S 80mm bu aralıkta muhteşem.
  • 2X-3X civarı büyütme
Güve yüzü ve anten detayı. Rodagon WA-40mm. Yaklaşık 2.5X

Bu aralıkta artık “Extreme macro” denen sınıfa geçiyoruz. Böceklerin daha çok portrelerini hedefliyoruz. İşler zorlaşıyor. Işık yetersizliği yüzünden uzun pozlama, karanlık vizör, fazla yakın çalışma mesafesi, net alanın aşırı darlığı gibi sorunlarla birlikte titreşim ile de hoş olmayan bir tanışma yaşıyoruz. Tipik bir stüdyo çalışmasında 50’den fazla çekim ile focus stacking yapılması gerekir. Lenslere bakarsak:

  1. Makro lenslere Raynox DCR-250 gibi eklentiler takarak büyütme miktarını 2X’e çıkarmak mümkün. Ama dahasını kaldırmayacaktır.
  2. Ters bağlı normal lensler. 50mm normal lensimizi biraz uzunca bir tüp üzerinde bu büyütmeye çıkarabiliriz. Elimizde 28mm lens varsa çok daha kısa tüplerle 4X’lere tırmanacaktır.
  3. Ters bağlı agrandizör lensleri. Benim en çok çalıştığım büyütme aralığı bu. Ve en çok tercih ettiğim seçenek agrandizör lensleri. 28mm – 35mm – 40mm – 50mm – 60mm lensler bu aralıkta güzel çalışır.
  4. Daha alt büyütme seviyesinden herhangi bir düzeneğin arkasına teleconverter takılarak büyütme miktarı arttırılabilir. Ama keskinliğe zarar verecektir.
  5. Canon MPE-65 çok keskin, özel bir makro lenstir. 1X-5X arası büyütme alabiliriz.
  • 4X – 10X arası büyütme
Longhorn beetle yüzü. Lomo 3.7X, yaklaşık 4X büyütme

4X – 10X aralığı artık detay çalışma seviyemiz. Objelerin ya da canlıların belli bir bölgesindeki detayları yakından görmek için kullanıyoruz. Sonuçlar çok etkileyici. Her zaman sürprizlerle dolu. İlk kez göreceğiniz detaylara şahit olacaksınız. Bir karıncanın çeneleri, kabuklu böceklerin ayak yapıları, sivrisineğin antenleri… Arı çekiyorum diye yola çıkacaksınız tüyleri arasına gizlenmiş maytlar sizi şaşırtacak. Bazen çekilen fotoğrafın ne olduğunu sizden başkası tahmin edemeyecek. Tipik bir çekim 100-200 fotoğraf arasındadır. Diyaframı olan lenslerde diyafram kısılabilir. Böylece alan derinliği arttırılıp çekim sayısı azaltılabilir ama keskinlik de azalır.

  1. Canon MPE-65 lensi 5X’e kadar çıkıyor.
  2. 28mm gibi geniş açı agrandizör lensleri kolaylıkla 4X ve üzerine çıkabilirler.
  3. Mikrofilm lensleri. Bu minik lensler şaşırtıcı büyütmeler verebilir. Gövdeye bağlanması zordur. Örneğin Otamat101 20mm f2.8
  4. Bir alt seçenekteki sistemleri körük gibi uzunca açılabilen sistemlerle, çift set uzatma tüpüyle veya teleconverter ile zorlayabilirsiniz. Kalite giderek düşer ama etkileyici sonuçlar alınabilir.
  5. Zeiss Luminar, Zeiss Photar, Canon Macrophoto gibi özelleşmiş körük lensleri ile geniş bir aralıkta yüksek büyütme alınabilir. Hepsi çok iyi seçenektir.
  6. Ve esas seçeneğimiz mikroskop lensleri. Farklı büyütme değerlerinde çoook sayıda seçenek var. Keskinlikte diğer lensler bunlarla yarışamaz. Örneğin Lomo 3.7X mükemmel bir lenstir.

Normalde bu sınıfa girmeyen bir lensi zorlayarak neler yapılabileceğini göstermek için bir örnek daha vereceğim. El-Nikkor 50mm f2.8N agrandizör lensini sonuna kadar açılmış körük ile kullandım. Ayrıca 2X teleconverter kullanıldı. Toplamda 8X büyütme alındı. Fakat bir üstteki örnek fotoğraf ile birlikte bunu tıklayıp yan yana açar ve detayları incelerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Anne aphid ve yavrusu
  • 10X üzeri büyütme
Örümcek zehir dişleri. Nikon 10X mikroskop lensi

Bu alan tamamen mikroskop lenslerine ait. 150X’e kadar mikroskop lensleri var. Fakat hepsi fotoğraf için uygun değil. Çoğu objeye değecek kadar yakından çekim yapıyor. Önemli bir kısmı da renkleri doğru vermiyor. Oküler olmadan sadece fotoğraf makinesi ile çalışamıyor. Öyle ya da böyle bu bölge sizi çok ama çok zorlayacak. Keşke herkesin 10X ve üzeri ilk denemeleri sırasında çekilmiş yüz ifadeleri olsaydı da bir albüm yapsaydık; çok eğlenirdik 🙂

  • Tek seçenek mikroskop lensleri. Diğer seçenekler inatlaşmak olur. Ama kendi içinde yine ikiye ayırmam mümkün.
  1. Geleneksel körük ya da tüp lens önüne mikroskop lensi kullanmak. Bu şekilde mikroskop lensinin imkan tanıdığı büyütmeyi kullanırsınız. 20X’ten yukarısında mikrometreli raylar yetersiz kalmaya başlar. Mikroskop gövdeleri üzerine kurulmuş dikey setup’lar uygulanabilir. Böylece mikroskobun çok hassas olan kendi rayı ile rahatça focus stacking çalışabiliriz.
  2. Mikroskobun oküler merceğini de kullanarak. Ya da oküler yerine geçen adaptörleri kullanarak lensin büyütmesini 10 kat arttırabiliriz. Zaten bir mikroskoptan gözle baktığımızda oküler merceğini de kullandığımız için büyütmeler o şekildedir. 1000X gibi değerler sizi şaşırtmasın. Bu seçenekte fazladan oküler olduğu için keskinlik biraz azalır ama albümünüzdeki böcek fotoğraflarının yanına terliksi hayvanlar ve bakterileri de eklersiniz. Ve tabi o harika mikrop videolarından çekilebilir.

4. soru: doğal ortam çekimi / evde çekim?

Yine sadece lens özelinde açıklama yapacağım. Yan donanımlar sonraki sorularda gizli. Dikkat ederseniz lens adı da vermeyeceğim. Doğada ya da evde çekim yapacak arkadaşlar seçecekleri lenslerin bu yazacağım özelliklere uygunluğunu kendileri değerlendirebilir.

  • Doğada çekim
Kuzenim Kerem tam teçhizat çekimde
Kuzenim Kerem çekimde

Doğal ortamda büyütme sınırınız var. 4X üzeri çok zor çekersiniz. Hedef canlı bir böcek ise 4X üzeri imkansız gibi bir şeydir. Ancak uygun mevsimde, kırağı düşen gecelerin ardından sabah erken çıkarsanız böcekleri buzun içine hapsolmuş bulabilirsiniz. O zaman olur. Yine de zor.

Kısaca doğal ortamda mikroskop lenslerini eliyoruz. Diyaframlı lenslere yöneleceğiz ki acele etmek zorunda kalırsak kaliteden ödün verip diyafram kısabilelim. 50 foto yerine icabında 10 foto işi kurtarsın. Ve inanın hep acele etmek isteyeceksiniz.

Doğal ortamın bir diğer gereksinimi taşınabilir ve sağlam seçeneklere yoğunlaşmak. Üst üste bir sürü parçanın bağlandığı, ağır, hantal, dağılıp dökülebilen sistemler doğada sizi bozar. Parçaları sağlam kenetlenmiş, ezilmeyen, bükülmeyen yapıda düzenekler olmalı. Ne kadar küçük ve hafif o kadar iyi.

Doğayla iç içe olmanın keyfini tarife gerek yok. Doğal ortamda, doğal ışıkla yapılan çalışmalar teknik zorluklarına rağmen tartışmasız üstünlükle sonuçlar verir. Fotoğrafçı olarak tatmin olma duygusunu sonuna kadar yaşatır.

  • Stüdyo çekimi
Stüdyo oramında 10X mikroskop çekimi

Ev sizin, kimse karışamaz. Ben de karışmıyorum. Herşey serbest! İstediğiniz karmaşayı yaratmakta özgürsünüz. 4 mevsim, hava durumuna bağlı olmadan makronun dibine vurmak için stüdyo çekimleri ayrılmaz bir parçamız.

5. soru: elde çekim / tripod?

  • Elde çekim

Elde makro çekim yapacaksanız titreşim ve ışık sorununuz olacak demektir.  Aslında ikisi birbirine bağlı konular. Işık yetersiz kalırsa pozlama süresi artacak, o zaman da elinizin titremesi bulanık bir fotoğraf oluşturacak. Fakat kuvvetli ışık da aşırı parlama ve yansıma yapıyor. Mesela doğrudan güneş ışığını üzerine düşürdüğünüz bir böceği fotoğraflarsanız renkleri yok olmuş, her yeri parlamış ve yanmış bir imaj ortaya çıkar. Işık hem yeterli olmalı hem de dengeli olmalı.  Büyütmenin artmasıyla bu sorunlar katlanarak artar. Bu yüzden elde çekimde büyütme değerini 3X’in altında düşünmekte fayda vardır. O bile oldukça zordur. Çözüm olarak düşünülebilecek birkaç şey var.

Flaşlı elde çekim

Flaş kullanmak. Elde çekimde belki de en güçlü çözüm bu. Önüne difüzör bağlanmış harici bir flaş kullanmak her zaman iyi aydınlatılmış bir sahne sağlar. Güneş ışığının konuya doğrudan düşmesine izin vermeyeceğiz ve elde çekimde bir yaz gününün ortasında bile flaş kullanacağız. Pozlama süresini 1/80 civarı tutarsak arka planın da aydınlık çıkmasını sağlayabiliriz. Pozlama süresi çok hızlı olursa flaş senkronizasyon sorunları yaşanabilir. Ya da arka plan yeterince pozlanmayıp gündüz vakti bile karanlık çıkabilir. Harici flaş olarak TTL destekli pahalı ürünlere yönelmenize gerek yok. Çin malı manual Yongnuo flaşlar gayet yeterli. Her marka gövde ile çalışıyorlar. Ne zaman hangi güçte kullanmanız gerektiğini sadece 1-2 deneme ile çok kısa sürede kavrayabilirsiniz.

Elde çekim doğal ışık

ISO performansı güçlü bir gövde edinirsek elde çekimde doğal ışık kullanma şansımız olur. ISO 3200 gibi yüksek değerlerde yeterince hızlı pozlama süreleri elde edip elimizin titreme etkisinden kurtuluruz. Doğal ışık kullandığımız için renkler harika çıkar. Ama ışık yetmiyor deyip objeye güneş düşürürsek doğal ışığın bütün güzelliğini yok ederiz. Yandaki fotoğraf Sony A7II gövde ile gölge bir ortamda ISO 3200 değerinde elde çekildi. Full-frame gövdeler ISO konusunda daha başarılılar. Sony A7S serisi gibi ISO konusunda uzmanlaşmış gövdeler mum ışığında çekim yapıyorlar. O tür gövdeler çok daha fazlasını yapabilir.

Tripod kullanmak

Tripodlu doğal ışık çekimi

Tripod kullanımında odak ayarını çok hassas olarak istediğimiz yere getirme ve orada sabit tutabilme imkanına sahibiz. Bu yüzden lensimizin diyaframını fazla kısmadan en keskin olduğu değerde tutarak çok fotoğraflı focus stacking çalışmaları yapabiliriz. Bunun getirisi elde çekimle kıyaslanamayacak derecede yüksek keskinliktir.

Tripodlu düzenekte büyütme miktarında üst sınırımız yoktur. Titreşimi engelleyebildiğimiz ölçüde yüksek büyütmelere çıkabiliriz. Lensin kapasitesini sonuna kadar alma şansımız olur. Alan derinliği çok az olan ve titreşime çok duyarlı mikroskop lenslerini kullanmak için sabit düzenek zorunludur.

Ben tripod ve sürekli ışık kullanmayı tercih ediyorum. Evde ve doğada tripodlu focus stacking çalışmaları yapıyorum. Neredeyse hiçbir zaman flaş kullanmıyorum.

6. soru: makro için ayrılan bütçe ne kadar?

Buraya kadar konusu geçen her şeye birden sahip olmak çok güzel olurdu. Makroya kafayı takan birisinin er ya da geç çoğunun peşine düşeceğini biliyorum ama özellikle başlangıçta bütçe sert bir çizgi ile bu seçenekleri birbirinden ayırıyor. İşin en başındayken hiç kimse çok para harcamak istemez.

Ben önce kendi maceramı anlatayım.

  • Fotoğraf ile tanışmam minik bir Canon kompakt makine ile oldu. Çok iyi geçindik. Çok uzun süre kullandım.
  • Pentax K-x ilk DSLR makinam oldu. 2010 yılıydı.
  • 1:1 makro lens aldım. Tamron 90mm’yi seçmiştim. Daha çok portre çektim. Ara ara basit elde çekim tek kare makro fotoğraflar oldu.
  • 2 yıl sonra 1X’ten daha fazla büyütme olabileceğini keşfettim. Hemen Raynox DCR-250 aldım. Harika hissettim. Makro benim için o gün başladı. Tarih:  18.4.2012
  • Flaşı keşfettim. Harici flaş aldım. Elde çekimler yapmaya devam ettim. Tarih:  14.5.2012
  • Ters lens bağlamayı keşfettim. Tüp aldım. Elimdeki Pentax 50mm ve 28mm lensleri ters bağlayarak daha yüksek büyütmeler aldım. Hepsi elde çekim. Tarih: 6.6.2012
  • İlk tripodumu aldım: Benro A-0691 Artık daha kolay çekim yapacağımı sandım! Tarih: 10.8.2012
  • Agrandizör lenslerini keşfettim. Körük aldım. El-Nikkor 50mm ile keskinlik nedir gördüm. Tarih:  2.10.2012
  • Daha yüksek büyütme için mikrofilm lenslerini keşfettim. Otamat101 20mm ilk mikrofilm lensim. Tarih:  1.11.2012
  • Mikroskop lenslerini keşfettim. İlk mikroskop lensim Lomo 8X oldu. Tarih: 11.3.2013
  • Ballhead kafa ile bir adım gidilemeyeceğine ikna olup Manfrotto 410 tripod başlığı aldım. Çok önemli bir adım oldu. Tarih:  7.5.2013
  • Hassas ray olmadan ilerleyemeyeceğimi gördüm. Ve Newport geldi, dünyam değişti. Gerçek focus stacking çağına girdim.  (8.11.2013)
  • Doğal ışık kullanımına başladım. Flaşı önce yavaş yavaş, sonra tamamen bıraktım. (Aralık 2013)
  • Makro tripod sağlam ve yere yakın olmalı. Tepem atıp Benro tripodumun bacaklarını testere ile budadım. Bu da yetmeyince Berlebach ahşap tripod aldım. Rahatladım oturdum. (1.6.2014)
  • Full-frame aynasız gövdeye geçtim. Elektronik perde ve gelişmiş sensör ile keskinlikte seviye atladım. (Nisan 2015)
  • 20X mikroskop lensi ile titreşime tosladım. Yardımcı ekipmanlarımın sınırını keşfettim. (Kasım 2015)
  • Mitutoyo 5X mikroskop lensi ile keskinliğin sınırını keşfettim. Ötesi yok hissi nedense huzur vermedi. Bir şeylerin bittiğini hissettim. (Ocak 2016)
  • Geniş açı makroyu keşfettim. Kolaylığı ve sürükleyiciliği ile yorgunluğuma ilaç gibi geldi. (Ocak 2016)
  • Makro videoda ağır çekim tekniğini keşfettim. Mobil cihazlara tekrar önem vermem gerektiğini anladım. (2017 bahar)
  • Geniş açı makroda uç nokta olan relay lens tekniğinde sayısız denemeye rağmen başarısız oldum. Fotoğraftaki en büyük hayal kırıklığım oldu. (2017 yaz)
  • Devamı belki yarın, belki yarından da yakın…

2013-2015 arası not yazmadığım bölüm çorap söküğü gibi geldi. 2 yıllık boşluk hiç de boş değil. Sayfalar doldurur. Sayısız lens ve yardımcı ekipman denedim. İşimi iyleştirip kolaylaştırdılar ama dünyamı değiştirmediler. En önemli aşamalar yukarıda yazdıklarımdı.

Peki şimdi en kısa yoldan, en ucuza başlayacaklar için ne tavsiye edebilirim?

Bilelim ki genellikle iki yol var: “Ucuz ama çalışması zor ekipmanlar” ve “Konforlu ama pahalı ekipmanlar”. Bu iki yol aşağı yukarı aynı kaliteyi verebiliyor.

Benim bütçe dostu başlangıç tavsiyem aşağıdaki gibi. Hepsini almaya da gerek yok. Yavaş yavaş gidilebilir.

  1. İyi bir tüp alın. Ters lens bağlayın. Lens olarak mümkünse 50mm agrandizör lensi ile başlayın.
  2. Elinizde başka lensler varsa Raynox alın. Raynox her türlü kullanıma müsait çok başarılı bir eklenti.
  3. Körük alın. Ama focus rayı olan kaliteli körüklerden olmalı. Hassas ray alana kadar düşük büyütmelerde işinizi görecektir.
  4. Flaş tercih edenler harici flaş alın. Yongnuo’lar ucuz ve etkili. Stüdyo çekimlerinde sürekli ışık için yanına 2 tane İkea Jansjö iyidir.
  5. Mikrometreli hassas ray alın. Hayatınız değişecek. Tüm set içindeki en kritik parça bu. Ve bu listedeki en pahalı parça.
  6. Hassas ray varsa mikroskop lensi alın. 5X veya altı ile başlayın.

Daha fazla para harcamayı göze alanlar  ise yukarıdakiler ile birlikte şunlara yönelebilirler:

  1. 1:1 makro lens genel kullanımda çok rahattır.
  2. Canon MPE-65 alıp pişman olan görmedim.
  3. Agrandizör lens setinizi geliştirin. 28mm ile 150mm arası bir çok kademe oluşturulabilir. Tercih size kalmış. Ben bol bol tutuyorum.
  4. Mikroskop lens setinizi geliştirin. Farklı büyütmelerde tercih sizin. Kesenin ağzını açabilen Mitutoyo peşine düşsün.
  5. Olympus 65-116 adlı ürün yapı olarak tüp ile körük arasında harika bir cihazdır. Sağlam ve kompakt. Aynı zamanda kendi üzerindeki tripod bileziği içinde dönebilmesiyle yatay-dikey kadraj ayarlamasında büyük kolaylık sağlıyor.
  6. Ahşap tripodlar titreşimi çabuk keser.
  7. Geared head türü hassas kadraj ayarı imkanı veren bir tripod başlığı işi çok kolaylaştırır.
  8. Mini tripod ve tutucular genel amaçlı kullanımlarıyla konfor sağlar
  9. Fazladan M42 ve M39 tüp setleri genel kullanım için bir şekilde kendine yer bulur.
  10. Fazladan kaba focus rayı hassas ray ile birlikte çift kat şeklinde kullanıldığında büyük kolaylık sağlar.
  11. Mikroskop gövdeleri kullanarak dikey kurulumlar gerçekleştirebilirsiniz. Çok hassastır, çok yüksek büyütmelere çıkabilir. Adı üzerinde mikroskop.

Uyarılar:

  • Tüp, körük ve rayda ucuz Çin malı ürünlerden uzak durun. Bağlantı adaptörlerinde sorun yok.
  • Flaş kullanacaksanız kablolu tetikleyici alın. Kablosuzlar bir süre sonra canınızı sıkabilir.

Şimdi ben de aynı soruyu tekrar soruyorum, sıradaki ne olmalı? Neyin peşine düşmeliyim? Gerçekten bilmiyorum 🙂 Ama öğrendikçe bu sayfalarda yer bulacak.

Son olarak ekipman kurulumlarından derlediğim Flickr albümünü koyabilirim. Değişik düzeneklerin nasıl göründüğüne bakılabilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir

42 yorumlar

Bayram 15 Ocak 2016 - 10:58

Harikasın! Müthiş bir tecrübe… Bize kolaylık sağladın, bu sorular sana gelenler kadar olmasa da bana da geliyor. Bu sayfanın linkini verir geçerim artık 🙂

Reply
Güray Dere 15 Ocak 2016 - 11:00

Sağol Bayram. Düzeltmeler için de teşekkür ederim 🙂

Reply
Anonim 15 Ocak 2016 - 16:55

cok güzel bi yazı elinize sağlık

Reply
Güray Dere 15 Ocak 2016 - 17:08

Teşekkür ederim 🙂

Reply
ümit yigit 15 Ocak 2016 - 20:04

elinize sağlık güzel bir çalışma….
evde makro çekim yapmak istiyorum dedim eşime. tam o sırada sizin örümcek zehir dişleri gördü .. eşim de “eve böcek mi sokacan” dedi 🙂 ve hayaller suya düştü

Reply
Güray Dere 15 Ocak 2016 - 22:53

Teşekkür ederim. Bu arada eşinize kötü haberim var bunlar zaten evinizde 🙂 Her yerde rasladığımız minik bir örümceğin dişleri onlar… Sevimli hallerini gösterebilirsiniz mesela.

Reply
Serkan Fidan 16 Ocak 2016 - 21:25

Elinize sağlık yine güzel bir yazı olmuş, Sitenizi zaman buldukça takip ediyorum,Yardımınıza ihtiyacım var 🙂 Ekipmanım Nikon D610 Tamron 24-70 2.8 / B&W Polarize fitre,Sb600 flaş,Yılbaşında nikon 105 mm micro 2,8 ve Raynox DCR-250 aldım,Tripod’um yetersiz kısmetse ay sonunda bir kafa alıp bir süre sonrada karbon fiber tripod almayı düşünüyorum birde tahminen 3 stopluk nd fitre,Kafa olarak Manfrotto 468MGRC4 Hydrostatic düşünüyorum makroya uygunmudur? Daha sonra almayı düşündüğüm tripod Manfrotto MT055CXPRO3 sizin tavsiyenizi alabilirmiyim,
Doğa&Makro çekmeyi seviyorum imkanlarım kısıtlı ama zorluyorum 🙂
1.İstek, sabır, azim ne durumda? ( İstekliyim, sabırlı olduğumu düşünüyorum,pes etmeyi düşünmüyorum)
2.Fotoğraf deneyimi ne kadar?(Orta)
3.Elde hangi ekipmanlar var? (Üstte)
Çekmek istediklerim doğadaki canlılar,Arı kelebek böcek yılan gibi,Çiçekler gibi genel türler ve mantarlar,Doğal ortamda tripod ile çekim yapmak istiyorum,Tavsiyelerinizi merakla bekliyorum şimdiden teşekkür ederim.

Reply
Güray Dere 16 Ocak 2016 - 23:20

Teşekkürler 🙂

1. soruya güzel cevaplar gelmiş, demek ki güzel fotoğraflar çıkacak 🙂 105mm makro ile birlikte Raynox sizi oldukça uzun süre idare edebilir. Doğada çekim yapacağınıza göre zaten çok yüksek büyütme ihtiyacınız olmayacak.

Düşündüğünüz tripod başlığı kadrajı ayarlamak için gevşet-sık mantığı ile çalışacağı için hassas olmaz. Milimetrenin 10’da biri kadar aşağı indirmek istiyorum deseniz yapamazsınız. Bunun yerine Manfrotto Junior 410 gibi geared head mantığında bir kafa öneririm.

Tripodlarda da orta sütun yüzünden yere çok yaklaşmak mümkün olmuyor. Önereceğim model benim kullandığım Berlebach mini ahşap tripod. Bu Türkiye’de yok Almanya’da üretiliyor ve satılıyor. Tanıdık varsa o şekilde, yoksa internet alışverişi ile alabilirsiniz.

Yalnız focus stacking için odak kaydırma gerekecek. Büyük canlıları çekmeyi planlıyorsunuz o yüzden Newport ray önermiyorum. Kısa kalır. Daha kaba ama uzun bir rayı tripod kafasının üzerine eklemek gerekiyor. Bu acil değil. Ray gelene kadar lensin odak ayarı üzerinden netliği ileri geri taşıyarak focus stacking çalışabilirsiniz. Belki de raya hiç ihtiyacınız olmaz.

Reply
Serkan Fidan 17 Ocak 2016 - 00:18

Manfrotto MHXPRO-3WG Geared 3-Way Pan/Tilt Head

Birde bu dikkatimi çekmişti ama taşıma kapasitesi az gelmişti bana (4.00 kg)
tavsiyeniz doğrultusunda kararımı vereceğim,Tripod’un orta sütun yatay olarak ayarlanabiliyor minimum yükseklik 9 cm,
Yazdığınız cevaplar benim için çok değerli hepsini dikkate alacağım sağolun.

Reply
Serkan Fidan 16 Mart 2016 - 00:41

Hafta sonu Manfrotto Junior 410 alınmıştır 🙂 Çok sağolun beni büyük bir dertten kurtardınız az daha işimi yaramayacak bir ürün alıp gereksiz yere ekstradan masraf çıkacaktı 🙂

Reply
Güray Dere 16 Mart 2016 - 01:48

Güle güle kullanın 🙂 Güzel seçim.

Reply
Serkan fidan 18 Mart 2016 - 22:28

Sağolun sayenizde ☺

Reply
ESiN 29 Mayıs 2016 - 13:24

Sanırım işin en önemli sırrı sabır..

Reply
Güray Dere 30 Mayıs 2016 - 01:14

Doğru tespit 🙂 Bazı arkadaşlar acele bir sürü ekipman yatırımı yapıp sonra aynı hızla elden çıkarıyorlar. Yavaş bir başlangıç ve adım adım ilerleme en doğrusu olur. Çok sevmeden yapılacak iş değil. Hani ömür törpüsü dediklerinden 🙂

Reply
Kıvanç 23 Aralık 2016 - 15:35

ÇOK yararlı, ÇOK acık ve anlaşılır bir yazı , hatta bilgi bankası olmuş. Elleriniz dert görmesin. Amerikayı yeniden keşfetmeye çalışanlara , amerikanın yerini adım adım göstermesi etkileyici.

Reply
Güray Dere 24 Aralık 2016 - 18:58

Teşekkür ederim. Faydalı olduğuna sevindim 🙂

Reply
harun 27 Mayıs 2017 - 12:16

Hocam Merhaba,
Makro çekim konusunda bir miktar çabam oldu ama acemi sayılırım,

Elimde Leica 60 mm Macro F:2.8 var buna tüp bağlayarak mı kullanayım yoksa Canon MPE65 mi alayım kararsız kaldım, bizim seviyede hangisi daha uygun olur.
Makine olarak hafifliğinden canon 100D almayı planlıyorum …

Teşekkürler …

Reply
Güray Dere 27 Mayıs 2017 - 17:05

Merhaba,

Daha yüksek büyütmelere geçmek için önce ters lens bağlamayı deneyebilirsiniz. Elinizde 50mm lens varsa tüp üzerinde bunu ters bağlayarak çok az bir maliyetle 2X – 3X gibi değerleri test etmiş olursunuz. Bence bu şekilde bir başlangıç daha uygun olur. MPE çok iyi bir lenstir, imkanınız varsa elbette sonrasında onu da tavsiye ederim.

Hafifliğe önem veriyorsanız aynasız gövdeleri de bir araştırın derim. Ben Sony kullanıyorum, çok memnunum. 60mm lensi Sony ile de rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Reply
harun 27 Mayıs 2017 - 19:38

Merhaba,

Sizin gövde sanırım A7 2 bunlar pek bi pahalı ikinci elde bile …;)
Hafiflik biraz dağcılıktan kaynaklı yüksekte ekipman taşımak zor oluyor …
Önerebileceğiniz ekonomik bir gövde var mı?

Reply
Güray Dere 27 Mayıs 2017 - 23:05

A6000 var mesela, araştırabilirsiniz. Aynasızlarda pil de hafif ve küçük olduğundan ömrü biraz düşük olabiliyor. Yedek pil taşıyarak çözülebilir. Bunu da dağcılık dediğiniz için söylüyorum. Çünkü soğuk havada tüm gövdelerde pil performansları biraz düşer.

Reply
harun 06 Haziran 2017 - 16:37

Merhaba A7R ikinci el alabilirim, ama Leica 60:2:8 i adapte etmek için standart adaptörleri kullanabilir miyim, yani kayıp yaşamadan uzatma tüpü veya adaptör kullanabilir miyim.
Diğer alternatif ise D100 ve Canon MPE65 i bu ste yukarıdaki gövdeyle aynı fiyata geliyor
Alfa gövdeler sanırım pili hızlı yiyorlar, ama manuel odaklama da çok sıkıntılı diyenler var sizin fikriniz nedir

Reply
harun 07 Haziran 2017 - 10:06

Sanırım yukarıdaki sorunun cevabı içerikte saklı o yüzden şunu sorayım
Leica Elmarit R ile A7R gövde için hangi adaptör ve uzatma tüpünü önerirsiniz

Reply
Güray Dere 07 Haziran 2017 - 16:43

Gövde Canon ise Leica R – Canon adaptörü gerekecek. Linkte verdiğim K&F Concept markasının ürettiği adaptörleri seviyor ve bolca kullanıyorum. Bunun da kaliteli olacağını düşünüyorum:

https://www.aliexpress.com/item/K-F-Concept-Lens-Mount-Adapter-for-LEICA-R-Series-Camera-Lens-to-for-Canon-EOS
Uzatma tüpünü ise normal Canon EOS tüplerden seçerseniz onu da rahatlıkla kullanabilirsiniz. Tüpü markalı olanlardan seçme şansınız olursa iyi olur. Güzelim lensi o tüpün üzerine takıp ona emanet edeceksiniz. Düşmesini istemeyiz.

Alfa gövdeler manual odaklama konusunda çok yetkin özelliklere sahipler. Sıkıntılı diyenlerin yorumlarını okumak isterim. Bana inandırıcı gelmedi. Şahsen sadece manual odaklama kullanıyorum. Pil konusunu çok kıyaslayamıyorum. Tek pil ile 400-500 çekim yapıyorum. Wireless, IBIS titreşim engelleyici, AF odaklama (lens motoru) gibi özellikler kapalı olunca pil hızlı bitmiyor. Yedek pil ise her zaman bulunmalı zaten.

Reply
Ömer 09 Ekim 2017 - 07:23

Selamlar bende google a makro yazip buraya gelenlerdenim 🙂 bi kac sorum olacak yardima ihtiyacim var umarim cevap gelir. Çevremde foto makinadan anlayanlar tam olarak bana yardim edemiyolar kafam karisti sanirim iyi anlamiyolar ben eskiden beri iyi bir makina hayali kurardim fotograf cekmeyi ve ozellikle cekilenleri saklamayi seviyorum arşiv işinde uzmanim 20tb yakin diskim var ve hemen hemen herseyi saklarim.bunca yil hep compakt yada cep telefonu ile fotoğraflar çektim hic dslr makinam olmadi taaki bugune dek oncelikle ben genel olarak aile akraba dugun dogumgunu ev hali vsvs fotograf cekmeyi seviyorum ama onun disinda benim daha çok sevdigim birsey var dogada fotograf cekmek inanin cep telefonum ile bile mukemmel seyler yakaladim ve cektim bunu telefonla mi cektin diyebileceginiz fotograflar bunlari yakalamamin sebebi sanirim bunu seviyor olmam ve cekim yaparken yürekten yapiyorum ve dogadaki hayvanlari cekmeye bayiliyorum papatyanin uzerindeki arıyi yada ugurbocegini cekmeyi cok seviyorum amator makinalarla hep bunu yapmaya calistim ozellimle koye gittigimde ormana revan oluyor otlarin arasinda bocek ariyorum hosuma gidiyor arinin kanatlarindaki damarlari cektigim fotografta gormekten zevk aliyorum ve bunlari bugune kadar cep telefonu ve dandik makinalarla yaptim arada 1-2 kez arkadasimdan odunc aldigim slr makina ile cektiklerim haric zaten ondada 18-55 lens vardı hosuma gidiyordu ama bugun kendi makinami aldim canon eos 77d 18-135 lensle birlikte suanda sahibim makinam sanirim idare edecek bi makina baya arastirip butceme gore aldim sizden isteyecegim yardim şu; ben bu makinaya hangi lensi alayim ki arınin kanatlarindaki damari gorecek fotograflar çekebileyim? Ciceklerin yapraklarıni kertenkelenin kafasini ugurbocegini cekebileyim? Hangi lensi almam gerek yada ilk etapta makinemin uzerindeki lensi ters baglasam sonuc alabilirmiyim? Benim amacim aile fotolari disinda dogayi cekmek ve kimse bana hangi lensi almam konusunda yardimci olmuyo yazilarinizi okuyorum ama soruma tam cevap olmuyor. Extra bir lens icin 2000 max 3000 tl odemeye hazirim cok sik kullanmiyorum ama hobim doga yolda 3 ayda kullansam bu fotograflari cekmek istoyorum ne yapmaliyim yardim ederseniz sevinirim. Tesekkurler

Reply
Güray Dere 09 Ekim 2017 - 22:00

Merhaba, bu durumda 3 farklı seçenek önerebilirim:

– 18-135mm lensin önüne Raynox DCR-250 takılıp yakın çekim yapılabilir. Bir makro lens kadar keskin olmaz ama çok keyifli olabilir. En ucuz çözüm bu.
– Canon 100mm makro lens alınabilir. 1X’e kadar büyütme yapar. Bu lens ayrıca harika portre çeker. Çok keskin fotoğraflar alabilirsiniz. İlk seçenek olan Raynox DCR-250 alınmışsa 100mm’nin önüne takılarak büyütme miktarı yaklaşık 2X’e çıkarılabilir.
– Son seçenek en profesyonel olanı. Canon MP-E 65mm makro lens alınabilir. 1X-5X arası extreme macro denen böceğin portresini çekebileceğiniz seviyede büyütme yapabilir. Ama kullanımı zordur. Sadece yakın makro çekim yapar, uzağı çekemezsiniz.

Tüm bu seçeneklerle beraber flaş kullanılması iyi olur.

Reply
Ömer 10 Ekim 2017 - 23:53

Anliyorum seceneklere bakayim. 65mm olani cok arstirdim gozumede kestirdim hatta almaya karar vermistim ama kullanimi zor bir lens hadi ogrendim diyelim tripodla sabittleyip cicek uzerine bocek konmasini beklemek ugrastirici olacagindan 65mm i eledim. 1. Secenege bi bakayim olmassa 100mm olan Lserisi lensi alabilirim 3500tl fiyati var makinanin body fiyati ile ayni 🙂 ama sanirim henuz 3500 vermek icin erke acemiligi 18 135le biraz atmam gerek zaten suanda makineyi manuel kullanmayi ogrenmeye calisiyorum ekipmanlarim full en iyi hafiza kartlarindan en iyi tasima cantasina tripoda uv filtrelere vsvs herseyim var. Ben ucuz olan yonteme bi yoneleyim keyifli demissiniz deneyelim bakalim cok sagolun.

Reply
Güray Dere 11 Ekim 2017 - 13:23

Bu arada makro lens Canon olmak zorunda değil. Tamron 90mm ya da Sigma 105mm’nin aşağı kalır bir yanı yok. Fiyat olarak daha uygundurlar.

Reply
ömer 12 Ekim 2017 - 03:04

canon lens’den şaşmamak lazım bence. canon görüntüleme işinde dünyada 1 numara adamların trilyonluk MR cihazları var herkes bilmez ama var.Lens işinde de 300 400 tl için tamron falan düşünülmemeli bence belki alınabilir ama canon’dan şaşmayacağım. zaten 1. seçeneği uygulamaya çoktan koydum raynox dcr-250 türkiye de 400tl civarı fiyatı var ben amazondan 65 euraya aldım 7 güne elimde öncelikle onla başlayalım bakalım sonra dediğinizi yapabilirim 100mm lensi alıp üstüne bide raynox u takıp 2x daha zoom alırsak herhalde çok daha güzel fotoğraflar yakalarım ama önce bi acemiliği raynoxla atalım bakalım. yazılarınızı okuyorum birşeyler öğrenmek güzel.Başta lensi ters çevirip tüp alayım derken bakın bir anda raynox u almış olarak buldum kendimi. 🙂

Reply
Güray Dere 12 Ekim 2017 - 10:10

Öyle ya da böyle elin bu işe alışması önemli evet. Paylaşımlarınızı http://makrodunyasi.com/forum/ altında bekleriz 🙂

Reply
ömer 18 Ekim 2017 - 14:56

tabiki paylaşırım. raynox geldi taktım bunda herhangi bi ayar varmı? fotoğraf çekiyorum çerçevenin 4 köşesi siyah oluyo ortası normal bunu tüm pencereyi normal yapamıyomuyuz? manuelde mi çekmek gerekiyo acaba otomatikte denedim ondanmıdır? 4 köşesi siyah ortası normal çekiyo

Reply
Güray Dere 19 Ekim 2017 - 18:19

Hayır ayar yok sadece takıyor ve çekiyoruz. Lensin odak değeri geniş ise o zaman köşe kararması olabiliyor. Zoom lens ise tele değerlere yakın çalışın. Mesela 100mm veya 135mm kararma yapıyor mu?

Reply
ömer 21 Ekim 2017 - 23:26

18-135MM benım lens aynen kararma var onunda sebebini şimdi anladım mantıken lkens 42mm zaten bu raynox. benım lens çapı 67mm olduğundan doğal olarak lens camına denk gelen plastıktan kaynaklı olarak kararama var bence 100mm lensede kararama olur onunda çapı 67mm bu raynox 42mm lere göre üretilmiş içinden çıkan aparatla 67 yada 52 lere oluyo yani 52 ve 67mm lenslerde ekran kararması bence bundan kaynaklı zoomda yapsam 42mm çaplı kısım dışında kalanlar karanlık yani şöyle düşünelim kare görüntü var çember gibi bi siyahlık 4 köşeyı kaplıyor. sanırım bunun için başka bi ayar falan yok. 🙁 napalım öyle çekeceğiz artık. ama sanki youtubda 18-135e adam takmış normal çekiyodu ama hiç bişi anlatmıyolar bi ayarmı var nedir.

Reply
ömer 21 Ekim 2017 - 23:35

bunun çözümü varsa bana yazarmısınız? bide şöylemi kullanıyolar acaba 18-135mm lensi ters çevirip tüple bağlayı ucuna rynoxu takınca karrama olmuyomu? bu lensi boşa aldım ben böyle karanlık çekeceksem mantıksız boşa masraf oldu yani size güvenip almıştım sanırım siz kullanmadan önerdiniz 🙁 çevresi kara olarakda çekerizde çok saçma olacak bunun bi çözümü olmalı. napacağız. aşşağıda örnek olarak foto attım zoom artınca kare oluyo zoom azalınca çemberli siyah? muahkak ayarı vardır bunun.

https://i.hizliresim.com/V30NqB.jpg

https://i.hizliresim.com/V30N4B.jpg

Reply
Güray Dere 22 Ekim 2017 - 17:25

Merhaba, ben Raynox 250’yi elimdeki geniş bir lens yelpazesiyle kullandım. Bende bu tür bir sorun yaşanmadı. Lenslerin filtre çapları 52-67mm arasında değişiyordu. http://makrodunyasi.com/ucuz-zoom-lens-ile-makro-cekim/ yazısında kullandığım lensin çapı da 67mm. Kararma oluşmadı. Elbette her lensi denemiş değilim ve garanti de vermiyorum.

İşinize yaramadıysa seve seve sizden alırım. Benimki 6 yıllık, yenilemekten memnuniyet duyarım. Özelden mail atıyorum.

Reply
ufuk 07 Şubat 2018 - 21:28

Merhaba Güray Dere,oncelikle tecrübelerinizi paylastığınız için teşekkür ederim..
Nikon D700 kullanıyorum..Macro fotografçısı değilim ama yemek fotografları üzerine calısmak istiyorum..Ve yemek fotograflarınında macro lenslerle daha keskin olduğunu okudum..
İlk kez macro lens aldım ikinci el tabii Nikon 105mm f:2.8 D..bana pek keskin gelmedi genellikle hep geniş acı lens kulladıgımdan mıdır bilemedim..
sizden isteğim keskin yemek fotografları cekebileceğim lensler..Lensler diyorum cünkü alternatifimin olası ıyı olurdu..
Teşekür ederim ..

Reply
Güray Dere 08 Şubat 2018 - 20:14

Merhaba,

Makro lenslerin tamamının çok keskin sonuç vermesi gerekir. Burada net alan derinliği ile keskinliğin karıştırılmaması gerekir. Geniş açı ile bir kadrajın tamamını net çıkarmak kolaydır ama makro lenslerde alan derinliği sığ kalır. Eğer bahsettiğiniz durum bu ise basit focus stacking uygulayarak tabağın önü, ortası ve arkasına netlenmiş birkaç farklı fotoğraflı birleştirerek çok keskin sonuç alabilmeniz gerekir. İsterseniz bana email ile büyük boy bir örnek fotoğraf gönderin. Böylece durumu daha net anlayabilirim.

Reply
M.LEVENT 06 Aralık 2019 - 16:10

Güray bey merhaba 10 yıl kadar ürün çekimi amaçlı dslr kullandım 2 yıldır bu işi yapmıyorum uzun süredir makinemde yok. elime biyerden çok kelepir bi fiyata raynox dcr-250 geçti yenisi 500-600 liraymış oha 🙂 Neyse makine olmadığı için telefonla öylesine arı böcek yeşillik falan çekip sonuçlarını görünce bende acayip bi makro hevesi başladı aylardır makale makale dolaşıp araştırıken bu başlığa denk geldim baya da istifade ettim site gerçekten çok iyi üyde olduk onay bekliyoz bakalım. Şimdi. bütçeme göre 2’nci el makine arayışı içindeyim aklımda fiyatları 2500TL’de gezen d7100 ve d700 var ama hangisi doğru tercih olur karar veremedim testlerde d700 iso başarısı ve imaj kalitesi açısından 7100’den daha iyi ama araştırmalarımda makro için hep krop makine tavsiye ediyorlar “FF’te makro peygamber sabrı ister” diyenler bile var bu iş ff ile gerçekten zormudur. Bu konuda senin fikrin nedir ne alalım kardeşim aylardır çatladım 🙂

Reply
Güray Dere 06 Aralık 2019 - 17:44

Merhaba, https://www.dpreview.com/products/compare/side-by-side?products=nikon_d7100&products=nikon_d700 sitesinden karşılaştırdığımda D700’ün 2008 model bir DSLR olduğunu görüyorum. Teknoloji çok önemli. Bu kadar eski model bir gövdeyi hiç düşünmeyin derim. Ben aynasız gövdeleri savunuyorum. Büyük kolaylık getiriyorlar. Şahsen artık hiçbir şekilde aynalı gövde kullanmayı istemem. Crop ya da full-frame olmasının zorluk açısından bir farkı olduğunu düşünmüyorum. FF daha zor değil, daha eğlenceli. Makro çekiminde öyle ya da böyle focus-stacking uygulamak gerekli. Bunu kolaylaştırmanın yolu ise sensör boyutu ile değil yine teknoloji ile ilgili.

Örneğin Olympus OM-D serisi otomatik focus stacking yapıyor. Benim 10dk uğraştığım çekimi 1.5-2sn içinde bitiriyor. Rüzgar bile olsa çok etki edemiyor. Fırsatını bulursam Olympus kullanıcısı olmak isterim. Kullandığım Sony A7 serisini de çok seviyorum. Sony fotoğraf teknolojisinde lider konumunda. Olympus 4/3 küçük sensör (daha çok büyütme veriyor), titreşim engellemede daha başarılı, otomatik focus stacking var. Sony FF ISO’da daha iyi, detay seviyesi harika. Hangisi daha iyi söyleyemiyorum çünkü duruma göre değişiyor. Keşke ikisine de sahip olabilsek.

Yani özetlersek ben olsam Sony ya da Olympus aynasız serisinden almaya çalışırdım.

Reply
M.LEVENT 07 Aralık 2019 - 14:26

Olympus om-d mark 2 serisinden itibaren f.s özelliğini koymuş benim bütçeye uygun olan ilk modelde bu yok gerçi bu önemli bir sorun değil 15 yıllık grafik tasarımcı olduğum için bana 5-10 dklık bi zahmeti olur ama mevcut makro lenslerimi olympus om-d mark 1’de adaptörle verimli kullanabilirmiyim bu konuda endişeliyim. Aylık 4bin liraya ev kredisi ödemiyor olsaydım mark 2 yi tereddütsüz alırdım senden sonra hakkında araştırma yaptım gerçekten çok iyi şu durumda kararsızlığı mı korkuyorum. D700 gibi nerdeyse 1 kiloluk bi makine mi yoksa olympus om-d mark 1’i adaptörle kullanmakmı! 7100ü zaten eledim çünkü imaj kalitesi d700’ün altında kalıyor ff olması imaj kalitesi bakımından daha yeni teknoloji kropların testlerde ciddi olarak önüne geçiyor. Bu yüzden bütçe söz konusu olduğunda eski model yada yeni modelden çok imaj kalitesine bakmak daha önemli bir hal alıyor. Sonuç olarak D700 vs Olympus om-d + adaptör ?

Reply
M.LEVENT 07 Aralık 2019 - 15:03

Olypusa geçeyim lensleride satayım diyorum ama Lensleri satmak oldukça zaman alıcı ve stresli bi iş olacak yani öyle ha deyince satılmıyor birde bu var…

Reply
M.LEVENT 07 Aralık 2019 - 22:10

Ne dersiniz manuel bi adaptörle imaj olarak verim alirmiyim? Birde adaptör takınca lensin odak aralığı değişirmi? Bu arada om-d mark I’de de F.S. varmış yanlış bilgi almışım

Reply
Güray Dere 07 Aralık 2019 - 22:29

Manual adaptörlerin imaj kalitesi üzerine olumsuz bir etkisi yok. Makro çekimde daha kontrollü olmak adına lensleri manual kullanmak daha çok tercih ediliyor. Kendimden örnek verirsem neredeyse tüm farklı bayonetlere ait lensler kullanıyorum. Tamamı manual. Tamamı Sony hariç farklı gövdelerle uyumlu. Hepsini adaptör ile kullanıyorum. Bir tane bile otomatik lensim yok. Aynasız gövdeler manual lensleri kullanırken çok büyük kolaylık sağlıyor. Pozlama telafisi dışında hiçbir ayar yapmıyorum. İmaj kalitesinden oldukça memnunum. Çok da hesaplı oluyor. Marka gözetmeden lens satın alabiliyorum.

Ama… Otomatik kullanmayı önemsiyorsanız işler değişir. Test etme imkanı bulabilirseniz aslında en güzeli öyle olur. Sistem değiştirmek zahmetli evet. Özellikle de geçiş sonrası memnuniyetsizlik oluşursa ben de kendimi sorumlu hissederim.

Reply

Yorum bırakın