Ana sayfa Makro Çekim Teknikleri Makro fotoğraf çekiminde sahneleme

Makro fotoğraf çekiminde sahneleme

tarafından Güray Dere

Bazen bir böcek fotoğrafı görürüz ve nasıl çekildiğini bir türlü anlayamayız. Bir “action” sahnesinin ortasında sanki zaman durmuş gibidir. Fotoğrafçının bu anı yakalamak için nasıl bir sabır ve zamanlama kabiliyeti geliştirdiğine şaşarız… Peki netlik nasıl bu kadar iyi? Yoksa tek poz çekim değil mi? İyi de o sahnede çoklu çekimi nasıl yapabilir ki?

Fotoğrafçı türlü çeşit kabiliyetini yine zorlamıştır ama iş zamanlama değil sahneleme becerisiyle halledilmiştir.

Focus stacking yöntemini artık hepimiz biliyoruz ve kullanıyoruz. Makro çekimde üst düzey keskinlik elde etmek istediğimizde bu yöntemi uygulamak zorundayız. Bunun için çok sayıda fotoğraf çekiyoruz. Canlı böceklerde bunu yapmanın yolu onları ya uykuda ya da dinlenme sırasında yakalamaktan geçiyor. Bu sırada böceğin belli bir pozu vermesini bekleyemeyiz.

Doğal ortamda canlı çekim elbette çok özel. Canlıların gerçekte nerede oldukları ve nasıl göründüklerini olduğu gibi aktarmak tam bir belgesel keyfi veriyor. Ama bazen farklı bir çekim olsun istiyoruz. Ya da sadece rahat çalışmak… İstediğimiz bir poz ya da sahne varsa bunu ölü böceklerle yapay olarak oluşturmamız gerekiyor!

Ölü böceklerle çalışma konusunda deneyim birikimi sağlamak gerçekten çok zor. Makro ile uğraşanlar olarak özellikle böyle bol deneme yanılmalarla geçen, çok zaman harcatan konularda bilgi paylaşımına önem veriyoruz. Aramızdaki sohbetlerde yeni öğrenilen şeyleri birbirimize aktarıyoruz. Buna rağmen ben tek başıma bu konuyu yeterli olgunluğa getiremediğim için bu yazıyı yazma konusunda hep çekimser kaldım. Neyse ki Murat Öztürk benden daha hevesli ve becerikli çıktı. Hazırlayıp bana gönderdiği yazıyı alıntı şeklinde aşağıda bulacaksınız.

Öncesinde ben de “kurumuş böceklerin yumuşatılması” konusunda biraz eklenti yapacağım. Yumuşatma da sahnelemenin bir parçası olduğu için bu yazı içinde yer almasını uygun gördüm. Aslında Murat’ın yazısının arkasına ekleyecektim ama böceğe şekil vermeden önce yumuşatmak gerekeceği için bu konuyu öne almak mantıklı geldi.

Geriye üç konu kalıyor: “Böceklerin temizlenmesi”, “Böceklerin saklanması” ve “Böceklerin taşınması”. Bu üçü için bir makro mevsiminin daha geçmesini istiyorum. Test edilecek çok fazla yöntem ve kimyasal var. Güvenli ve etkili yöntemlerin bulunması zaman alıyor. İyi durumda bir ölü böcek bulmak kolay değil. Hele bir de ender bir tür olursa bunu uzun süre iyi durumda saklayabilmeyi ve başka makrosever arkadaşlarla değişim yapabilmeyi amaçlıyoruz.

Yumuşatma ile başlayalım.

Kurumuş ölü böceklerin yumuşatılması

Ölü bir böcek bulduğumuzda çoğu zaman fotoğraf çekimi için çok da uygun durumda olmaz. Ya hasar görmüştür, ya uygunsuz koşullarda beklediği için bozulmuştur, ya da çok kirlidir. Temizlik konusu belli oranda çözülebilir ama olur da çok iyi durumda bir böcek bulsak bile büyük ihtimalle her yeri karmaşık bir pozisyon almış ve o şekilde kurumuştur.

Kuru bir böcek son derece hassastır. Normalde çok dayanıklı olan gövdeleri kuruduktan sonra iyice kırılganlaşır. Anten ve bacaklar gibi ince yapılar küçük bir çarpma ya da yanlış harekette hemen kırılır.

Arkadaşlarla aramızda bazen böyle model değişimi yapıyoruz. Ya da benim ilgimi bilenler sağolsunlar çok uzak yerlerden bile buldukları böcekleri çekim için bana getiriyorlar. Taşınan mesafe ve süre uzadıkça tatsız sürprizlerle karşılaşıyoruz. 

kirikbocek
Taşıma sırasında zarar gören kurumuş böcekler

Yukarıdaki fotoğraf bana getirilmiş paketi açtığımda karşılaştığım manzarayı gösteriyor. Yaşadığım bölgede pek bulunmayan bu güzel yaratıkların bu şekilde kullanılmaz hale gelmesi çok üzücü. 

Kuruma adı üzerinde su kaybı. Dokulardaki su buharlaştıkça eklem yerleri sertleşiyor, göz ve yumuşak bölgelerde renk kayıpları ve doku farklılaşmaları ortaya çıkıyor. Özellikle gözler en çabuk değişen bölgeler. Mesela bir sinekte ölümden sonra sadece birkaç saat içinde değişim başlıyor. Petek gözler teker teker kahverengiye, daha uzun sürede ise beyaza dönüşüyor. Öyleyse örneği tekrar nemlendirirsek bu kayıpları geri getirebilir miyiz?

Cevap: Büyük oranda evet! Bazı türlerde gözler tam olarak eski haline gelmese de eklemlerin tümünü yumuşak ve esnek hale getirebiliyoruz. 

Nemlendirme için farklı avantaj ve dezavantajları olan iki yöntem var:

  • Çok hafif sabun ya da deterjan eklenmiş ılık suyun içine daldırma
  • Nemli ortamda bekletme

Suya daldırma yöntemi çok hızlı sonuç veriyor. Bu yöntemi özellikle kabuklu ve tüysüz böcekleri temizlemek için çok kullandım. Böceğin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte ılık suda bekleyen böcek 2-3 saat içinde yumuşamaya başlıyor. Hafif deterjan katılmasındaki amaç temizlikten ziyade suyun molekül direncini kırarak böceğin dokusunun içine yayılmasını sağlamak. Böylece su, tüylerin ve kat kat ince dokuların arasına nüfuz edebiliyor. Tabi temizlik özelliği de var. Aşırı tozlu ya da çamurlu böcekleri bile bir süre suda bekletip sonra çalkalamak ve durulamak şeklinde büyük oranda temizleyebilirsiniz. Duş sonrası durulama şart. Böcek kuruduktan sonra üzerinde deterjan lekeleri istemezsiniz.

Suya giren bir böceğin oradan çıkınca sanki jöleye bulanmış gibi bütün tüylerinin hatta bacaklarının yapış yapış olup birbirine dolandığını göreceksiniz. Tamamen kuruduktan sonra bile tüyler yapışık kalacak. Bunu engellemek için kurutma makinesiyle sertçe kurutmak ya da daha iyisi saf alkole batırıp çıkarmak çözüm olabilir. Kurutma makinesinin dozunu ayarlamak zor. Alkol daha güvenli bir yöntem. Moleküler olarak suyun yerini alma özelliğine sahip ve kururken su gibi tüyleri yapıştırmıyor. Ayrıca çok hızlı kuruyor. Ama ben henüz alkolü denemiş değilim. Sizden test sonuçlarını bekliyorum 🙂

Diğer yöntemi daha çok denedim ve iyi sonuçlar aldım. Onu daha detaylı anlatacağım.

Nemli ortamda bekletme

Suyun tüyleri yapıştırma durumundan hoşlanmadığım için özellikle tüylü böceklerde çok daha uzun süren ama iyi sonuç veren ikinci yöntemi tercih ediyorum. Böceği doğrudan suyun içine sokup ıslatmak yerine nemli bir ortamda uzun süre bekleterek kaybettiği suyu geri kazanmasını sağlayabiliriz.

Nemli ortam demek, mantar, küf ve çürüme demek. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor. Yardımcı olarak bazı kimyasallar kullanacağız. Ben kolay erişilebildiği için çamaşır suyu tercih ettim. Alkol ve aseton da kullanabileceğimizi düşünüyorum. Çok az miktarlarda kullanacak olsak da hangisini seçersek seçelim tamamen kapalı bir kap kullanıp bu maddeleri solumadan ve evin içindeki havayı kirletmeden işimizi görmemiz gerek.

Nemlendirme kabı

Yeterli genişlikte ve hava geçirmez her tür kap iş görebilir. Saydam bir kapağı olursa içindeki durumu izlemek açısından kolaylık sağlayabilir ama kesin kontrol için günde birkaç kez kapağı açıp yumuşama durumunu dokunarak kontrol etmeliyiz.

Aşağıdaki örnekte kurumuş bir yusufçuk için çekim öncesi nemlendirme işlemi uygulanıyor. Yusufçuğun bacaklarına dikkat ederseniz tamamen kendi üzerine kapanmış, birbirine karışmış ve iyice kurumuş durumdalar.

yumusatmakabi
Yumuşatma kabı

Yumuşatma kabı olarak ben burada bir yoğurt kutusu kullandım. Sağlam, hava geçirmez bir kapağı olması yeterli. Kutunun içine üç ayrı katman şeklinde bir yerleşim planlıyorum.

  1. En altta birkaç kat tuvalet kağıdı serili. Bu kağıtlar tamamen ıslatılıyor. Ama suyun üstünde yüzecek seviyede ıslatmıyoruz. Yeterince nemli olmalarını sağlayın yeter. Böcekte küflenmeyi ve çürümeyi engellemek için aynı yere 2 kapak kadar çamaşır suyu ekliyoruz. Bunu en son yaparsanız kokudan etkilenmezsiniz.
  2. Böceği koyacağımız bölgenin su ile temasını kesmemiz gerek. Nemi sadece havadan alacak. Bu yüzden ıslak kağıtların üzerine plastik bir piknik tabağı yerleştirerek yalıtımı sağlıyorum.
  3. Tabağın üzerinde nemin yoğunlaşarak ıslak su damlalarına dönüşme durumu var. Bunu engelleyip böceği nemli ama ıslak olmayan bir yerde tutabilmek için tabağın üzerinde tekrar 1-2 kat tuvalet kağıdı ekliyorum.

Bu şekilde bir yerleşim sonrası kapağı sıkı sıkı kapatıp uygun bir yerde dinlenmeye bırakıyoruz. İşlemimiz uzun sürecek. Ben günde iki kez kontrol ederek 2. gün sonunda bu yusufçuğun bacaklarının rahatça açılabildiğini gördüm. Çamaşır suyu sayesinde en küçük bir küflenme ya da bozulma olmadı.

Sonraki aşamaya geçme zamanı geldi.

Şekil verme ve tekrar kurutma

Böceğimizin eklemleri yumuşadıktan sonra doğal görünümlü bir şekle sokup tekrar kurutmamız gerekiyor. Eklemler tamamen yumuşak şekildeyken fotoğraf çekimine geçmemiz zor. Bir süre sonra kendi ağırlığının etkisiyle bizim ayarladığımız pozisyondan başka bir şekle geçmeye başlıyorlar.

İstediğimiz açıda sabit kalarak sertleşmesi için strafor bir yatak kullanabiliriz

yusufcukkurutma
yusufcukkurutma2

Bunun için ince böcek iğnelerini kullanıyorum. İğneler eklem bölgelerinin belli bir açıda sabit kalmasını sağlıyor. Bacakların hem ayak bölgelerini hem de gerekirse orta eklemlerini istediğim açıda duracak şekilde iğnelerin arasına sıkıştırıyorum. Ayaklar iğnelere tutunarak o şekilde kalıyorlar. Şimdi yine bekleme zamanı.

Böceğimizi bu pozisyonda mümkün olduğunca kuru bir yerde saklamamız gerekiyor. Tekrar kuruma işlemi sırasında bozulma olsun istemiyoruz. 

Yine günde 1-2 kez böceği kontrol ediyorum. İğneleri oynatarak tutunan bacağın aynı pozisyonda havada mı kaldığına yoksa iğnenin peşinden gelip aşağıya mı sarktığına bakıyorum. 2. gün ortasında bacaklar yeterince sertleşiyor. İğneyi aldığım halde açısını hiç bozmuyorlar. Yusufçuk sanki avına hücum etmiş, bacaklarıyla onu havada yakalayacak gibi görünüyor. 4 gün uğraştık. Uzun bir zaman ama modelimiz hazır. Çekime geçebiliriz.

Not: Bu işlemi tamamlamam üzerinden aylar geçti, yusufçuk hala hiç bozulmadan aynı pozisyonda duruyor. 

Modelin çekim aşaması

Sahnelemede havada avını yakalayacak bir görünüm vermek istediğim için modeli iğne ile havada tutacak bir kurulum hazırlıyorum.

yusufcukcekim1
yusufcukcekim2

Çekimlerden sonra bir hata yaptığımı farkediyorum. İşlem sırasında yusufçuğu üzerine yatırdığım tuvalet kağıdı nem yüzünden gevşemiş. İnce tüy şeklinde beyaz lifler yusufçuğun kanatlarına bol miktarda yapışmış! Bu sefer yapacak bir şey yok. Mümkün olduğunca bilgisayar ortamında onları silmeye çalışacağım. Ama bundan bir ders çıkarıp sonraki işlemlerde böceği üzerine koyduğum malzemenin sudan etkilenmeyen, lif bırakmayan bir yapıda olmasını sağlayacağım. Parlak ve pürüzsüz bir kağıt olabilir belki.

Temizlik yüzünden bilgisayarda işleme kısmı biraz uzun sürüyor ama ortaya çıkan fotoğraf istediğim seviyede oluyor.

Bir başka örnek

Aynı yöntemi kullanarak yaptığım bir başka çalışmayı özet fotoğraflar şeklinde vermek istiyorum.

Bu sefer böceğimiz “great capricorn beetle”. Gövdesi 8cm civarında olan tam bir dev. Antenleri ise çok daha uzun. Bu böcek de bacakları tamamen katlanmış ve dolanmış, antenler ise gövdenin üzerine toplanmış durumda sertleşmişti. Aynı şekilde nemlendirilme kabına yatırıldı. Böceğin çok iri olması yüzünden nemlendirme işlemi 2 kat uzun sürdü. Böcek 4. günün başında çözüldü. En küçük bir bozulma görülmedi. Sonrasını fotoğraf şeklinde paylaşıyorum.

beetlekurutma
Bacakları ve antenleri istenen açıya getirmek için bol miktarda böcek iğnesi kullanıldı.
beetlekurutma2
Tek bir bacak için bazen 3 tane iğne kullanıldı. Böylece her bir eklem istenen açıya getirildi.
beetlecekim
Çekim aşamasında dev boyutlarını sergileyebilmek için benzer tür başka bir böcek ile birlikte sahneye yerleştirildi.
Kırmızı arka plan ile Cehennem temalı portre çalışması
Kırmızı arka plan ile Cehennem temalı portre çalışması
Arka plan değiştirilmiş ve boyut karşılaştırması yapılmış bir çalışma.
Arka plan değiştirilmiş ve boyut karşılaştırması yapılmış bir çalışma.

Tekrar kuruma sonrasında artık böcek kendi ayaklarının üzerinde durabilir. Böceği konumlandırırken iğne ile delmeye gerek kalmaz. Yukarıdaki örnek fotoğrafta olduğu gibi bazen ayaklar yere tam basmayıp havada kalabiliyor ama onu da sanki yürüyormuş gibi verme şansımız olabiliyor.

Bu çalışma da bir önceki gibi aylar önce yapılmasına rağmen aynı sahneyi sergiler şekilde dekoru ile birlikte vitrinimde yerini korumaya devam ediyor. Tekrar kurutma işleminden sonra böcekler aynı pozisyonda bozulmadan saklanabiliyorlar.

Şimdi sözü kendisine bolca teşekkür ederek Murat’a veriyorum. Murat çekim esnasında da iğneler kullanarak harikalar yaratıyor:

Ölü Böceklerin Fotoğraf İle Hayat Bulması – Murat Öztürk

Merhabalar… 🙂

Daha önce “18-55 kit lensi ile makro fotoğraf” başlıklı yazı ile sizlerle tanışmıştık. Artık 18-55 kit lensimi makroda kullandığımı söyleyemem çünkü daha keskin lensler edindim. Bunlar arasında Lomo 3.7x (mikroskop) ve Nikon El Nikkor 50mm f2.8N (agrandizör) lenslerini severek kullanıyorum. Bu lenslerden özellikle Lomo 3.7x eski üretim bir mikroskop lensi olmasına rağmen çok iyi sonuçlar veriyor.

Bu lensleri aldıktan sonra aylarca böcek portreleri çektim. Uzun süre bu tür çekimler yapmak, yüksek büyütmeler, çok sayıda fotoğraf vs. bir süre sonra yorucu olmaya başladı. Bunların yanında farklı çekimler de yapmak istiyordum. Fotoğraflarda biraz aksiyon olsun istedim. Aslında işi daha da zorlaştıracaktım ama sonuçları merak ediyordum. Tüm kış boyu kafamda sahneler canlandırdım. Elimdeki çürümüş böceklerle bile sahneler oluşturdum. Ama bazı fotoğraflar istediğim gibi olmuyordu. Bir şeyler eksikti, böcekleri sabit tutamıyordum, ölü oldukları belli oluyordu ve çekimler tam bir işkence gibiydi. Daha sonra aklıma bir yöntem geldi ve istediğim sahneleri bu şekilde oluşturabilirim dedim.

Hayalimdeki sahne, bal arıları ve eşek arıları arasındaki acımasız mücadele idi. Evet! bir savaş sahnesi çekmeliyim dedim ve havaların ısınmasını bekledim…

Ölü böcekleri bulduğum yerlerden örnekler:

Nihayet havalar ısınmaya başlamıştı. Nisan ayında birkaç haftalığına memlekete gittim. Her gün seralarda gezip ölmüş ya da ölmeye yakın böceklerden topluyordum. Bir gün iri bir eşek arısı bulmuştum. İstediğim sahne için idealdi. Ertesi gün arıcılık ile uğraşan akrabamın yanına gittim. Kovanlara baktım ve yüzlerce ölü bal arısı gördüm. Sağolsunlar beni kırmayıp bir poşet dolusu bal arısını benim için topladılar. 5 cm’ye kadar ulaşan Japon eşek arısı kadar olmasa da elimde bir miktar büyük boyutlarda eşek arısı ve bir poşet dolusu bal arısı vardı.

insect-wars

Hikâye bu kısma kadar güzel gidiyor, başrol oyuncuları artık elimde… Peki, “Sahneyi nasıl ayarlamalıyım?”, “Böcekleri nasıl canlı gibi gösterebilirim?”, “Işığı nasıl kullanmalıyım?”, “Kadrajı nasıl ayarlamalıyım?”, “Hangi lensi kullanmalıyım?” gibi birçok soru aklımda dönüyordu. Birkaç deneme yaptım ve istediğim atmosferi oluşturana kadar devam ettim. Sonunda içime sinen birkaç fotoğraf çekebilmiştim. Ve işte o fotoğraflar… 

insect-wars-2

Gördüğünüz üzere fotoğraflardaki arılar hikayemin başında anlattığım arılar, yani hiçbiri canlı değil…  Şimdi sizlere bu çekimleri nasıl yaptığımı detaylı olarak anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle bu işe başlamadan kendimize birtakım sorular sormamız gerekiyor. Örneğin “Ben sabırlı biri miyim?” diye sorarak başlayabilirsiniz. Çünkü böcekleri konumlandırmak bazen tam bir işkence ve hayal kırıklığı ile sonuçlanabilir. Burada el yeteneklerinizi, hassaslığınızı ve hayal gücünüzü devreye sokmanız gerekiyor. Sadece bunlarla bitmiyor, biraz da Photoshop(PS) bilgimizin olması gerekiyor. Çünkü çekim sonrası yine biraz uğraşmamız gerekecek.

Şimdi bu çekimler için neler gerekli onları inceleyelim.

  • İğneler

İstediğimiz sahneyi oluşturmak için olmazsa olmazlardan biri iğnelerdir. Böceği canlı gibi ayakta tutmamızı sağlayacak en önemli destek malzemesidir. Kısaca bahsedecek olursam çekimlerde kullandıklarım böcek iğneleri olarak geçen çok ince iğnelerdir (kalınlığı numaraya göre değişiyor). İlk çekimlerimi hep toplu iğneler ile yapmış olsam da böcek iğnelerini kullanmaya başladıktan sonra daha güzel sahneler oluşturabildim.

Böcek iğnesi

Fotoğrafta bir böcek iğnesi ile normal bir toplu iğne arasındaki farkı görebilirsiniz. Özellikle yumuşak dokulara sahip böceklerde toplu iğne kullanmak büyük bir hata, çünkü böceği parçalayabilirsiniz. Kalın iğneleri sert kabuklu ve büyük böceklerde kullanmak daha mantıklı. Sebebi ince iğnelerin çok hassas olması böceğin sert kabuğunu delerken iğnelerin yamulma ihtimali. Yani böceğin türüne göre iğne seçiyoruz.

  • Dekorlar

Sahnelerin daha doğal gözükmesi için, doğadan topladığım odun parçalarını, ağaç kabuklarını, taşları ve kumları kullanıyorum. Genelde üzeri yosunlu dal parçalarını seçiyorum. Fotoğrafta daha hoş bir etki oluşturuyorlar. Eğer dekor olarak kullanacağımız parçalar sert ise iğneleri bunlara saplamamız zor olabiliyor. Onlar için de ince uçlu (karga burun) küçük penselerden kullanıyorum.

Dekor
Dekor
Dekor
Dekor

Evet, artık konumlandırma işlemlerinin nasıl yapıldığına geçebiliriz. Bu konuyu daha iyi ifade edebilmem için bir cırcır böceğinin bacağı üzerinden anlatım yapacağım ve daha sonra da ölü bir bal arısına bu yöntem ile hayat bulduracağız.

img_0215

Bu işin belki de en zor yanı bu bacaklara zarar vermeden böceği konumlandırmaktır.  İlk dikkat etmemiz gereken yer eklem noktalarının rahat bir şekilde hareket etmesidir. Eğer hareket etmiyorsa şekil verirken ayağın pençe kısımlarını koparabiliriz. O yüzden ilk yapmamız gereken eklem noktalarını açmak. Bunu yaparken parmağımız ile uyluk (femur) kısmından destek vererek ve bir iğneden yardım alarak baldır kısmını ters yöne doğru yavaşça ittirmemiz gerekiyor. Aynı olayı bacak (tarsus) kısmı için de tekrarlıyoruz. Eğer böcek çok kuru ve dokunduğumuz zaman kırılacak bir şekildeyse önce böceği yumuşatmamız gerekecektir. Bunun için bir yöntem var ama konunun sonuna doğru bahsedeceğim.

Şimdi böceğin bacaklarının sorunsuz bir şekilde hareket ettiğini varsayalım. Böceğe şekil verirken bize yardımcı olacak kısım pençesidir.

img_0218

Fotoğrafta gösterdiğim şekilde bir iğne yardımı ile pençe kısmından tutup, ağaç dalına veya dekor olarak ne kullandıysak onun üzerindeki bir noktaya tutturuyoruz. Yüzey pürüzlü ise pençe zaten kendiliğinden tutunacaktır. Pençeyi tuttururken daha sağlam bir tutunma için üstünden hafifçe bastırmamız iyi olacaktır. Bunları yaparken hassas ve dikkatli bir şekilde yapmalıyız. Aksi taktirde ters bir harekette bacaklar bir anda kopabilir ve model çöp olabilir.

Dikkat etmemiz geren ikinci bir nokta ise iğneyi nereden saplayacağımızdır. Bunun için hemen modelimiz bal arısını sahneye alıyoruz.

img_0107

Yanımızda bir de cımbız bulundurmamız kolaylık sağlayabilir.

img_0110

İğneyi sırtından mı yoksa karın bölgesinden mi saplamak gerekir. Aslında her ikisi de olur ama çekmek istediğimiz fotoğrafa bağlı olarak değişir. Yani uçan bir arı çekmek istediğimizde karın bölgesinden saplıyoruz. Biz şu an arıyı zemine konmuş bir şekilde çekeceğimiz için iğneyi sırtından saplıyorum. Buradaki en önemli nokta iğnenin çıkacağı bölgedir. İğnenin fotoğraftaki işaretli yerlerden, merkezdeki büyük çemberden çıkması gerekiyor. En dayanıklı yerlerinden biri o bölgedir. Eğer küçük çemberlerden çıkarsa, üzerine bi de kalın toplu iğne ile çalışıyorsak bacağın parçalanma riski vardır.

img_0112
img_0111

İğneyi bu şekilde sırtından saplıyoruz. Dikkat ederseniz bacaklarını ben daha önceden açmıştım. Eklem yerlerini, bu işlemlere geçmeden önce açmakta fayda var.

img_0121

Bir sonraki işlemimiz ise iğneyi dekora saplamak. Dekor olarak kullandığımız malzeme sert ise bu işlemi yaparken iğnenin eğilmesi söz konusu olabiliyor. O yüzden iğnenin sivri ucuna yakın bir yerden, ince uçlu pense ile tutup saplamamız daha iyi olacaktır.

İğneyi sabitledikten sonra yukarıdan bastırarak (ben cımbız ile yapıyorum) böceği uygun konuma getiriyoruz.

img_0124
img_0126

Bu işlemden sonra bacakları, antenleri uygun konuma getirmek kalıyor. Onun için başka bir böcek iğnesinden şu şekilde yardım alabiliriz. Daha önce anlattığım gibi iğne ile pençe kısmından tutup, dekorda tutturmak istediğimiz yere doğru yavaşça çekiyoruz. Eğer pençe istediğimiz yere tutunmuyorsa, parmağımız veya başka bir cisimle (kürdan önerilir) ayağın üzerine hafifçe bastırmamız gerekebilir. Bu işlemler sırasında böcek sağa sola dönebilir. Bunu da diğer elimizin işaret parmağı ile engelleyebiliriz.

2016-10-19-23
2016-10-20-14-2

Bacağın fotoğraftaki gibi durması böceğin canlı gibi gözükmesini sağlayacaktır. Böceklerin canlı haldeyken nasıl durduklarını inceleyip bunu ölmüş böcekler üzerinde deneyebilirsiniz. Tüm bacaklara aynı işlemi uyguladıktan sonra son bir kez kontrol edip çekime başlayabiliriz. Şekil verme işlemimiz tamamlandı ve işte sonuç (ham fotoğraf):

2016-10-20-14-01-49-zs-retouched

Dikkat ederseniz sol ön ayağını yanlışlıkla kopardım. Normalde ters çevirip sağlam ayakların olduğu bölgeden çekim yapardım ama işin zorluğunun görülmesi açısından bu şekilde devam ettim çekime.   

Bacak konumlandırma ile ilgili örnek fotoğraflar

Fotoğrafın işlenmiş hali…

2016-10-20-14

Bu anlattığım işlemler ilk başta zor gelebilir, biraz deneyim gerekebilir. Ama sabır ve azim varsa yapılamayacak bir şey değil. Çünkü sonuçta güzel fotoğraflar ortaya çıkıyor. Maalesef zahmet olmadan güzel sonuçlar da olmuyor. Bu tür işlemleri yapana kadar birçok böceği çöp ettiğim oldu ve halen oluyor. İlk denemelerde istediğiniz gibi sonuçlar alamayabilirsiniz ama zamanla alışıp güzel kompozisyonlar oluşturabilirsiniz.

Photoshop ile temizlik işleminin öncesine ve sonrasına ait daha fazla örnek verebilirim

Son olarak önemli birkaç konuya daha değindikten sonra bu yöntem ile çektiğim fotoğraflardan bol bol örnek paylaşacağım.

KURUMUŞ BÖCEKLERİ ŞEKİLLENDİRME

 Böceğe şekil verme işlemi sırasında karşılaşacağımız en büyük soruna gelecek olursak:

Diyelim ki böcekler kurumuş; bacaklarını açmaya kalktığımız zaman muhtemelen kırılacaklardır. Çözüm yolunu örnek vererek açıklamak istiyorum.

Elimde tamamen kurumuş bir longhorn beetle ve ground beetle vardı. Bunlar ile bir sahne oluşturmak istedim. Bacaklarına şekil verebilmek için ılık su dolu, ağzı kapalı bir kabın içinde bir gün boyunca beklettim. Böcekleri çıkardığımda bacakları yumuşacık olmuştu ve istediğim şekli verebiliyordum. Tabi ki şekil vermek istediğimiz yerler sadece bacaklar ile sınırlı kalmıyor. Baş gövde ve arka kısımlara da şekil vermemiz gereken durumlar olabiliyor.

En zor yerlerden biri antenleridir. Eğer antenleri hassas bir canlı ise bu yöntemler işe yaramayabilir onun için antenlere çok dikkat etmemiz gerekir. Yumuşatma sonrası antenlere şekil verebilmek için yine böcek iğneleri ile destekleme yaparak antenleri uygun konumda tutabiliriz. Böylece bir süre bekledikten sonra antenler istediğimiz şekilde kalacaktır. Bu yumuşatma yöntemini tabi ki her böcekte uygulayamayız. Su ile temas edince bozulabilecek canlılar olabilir. Onlar için de farklı yollar denenebilir, örneğin su ile temas ettirmeden nemli bir yerde bekletilebilirler. Böcek yumuşatma işlemini Güray Dere daha detaylı olarak sizlere konunun sonunda anlatacaktır. (Not: Sonunda değil, başında anlatıldı) 

Benim için en önemli konulardan birine daha değinmeden rahat edemeyeceğim. 🙂

Fotoğrafımızın güzel olmasını istiyor ve çekim sonrası Photoshop ile bolca uğraşmak istemiyorsak böceklerin üzerinde, özellikle de gözlerinde toz ve pislik olmamasına dikkat etmeliyiz. Temizlik için kuş tüyü, diş fırçası veya benzeri malzemeler, sprey ile su püskürtme yöntemlerini deneyebilirsiniz.

Benim anlatacaklarım şimdilik bu kadar, umarım bir şeyler katabilmişimdir. Başka bir konuda tekrardan görüşmek üzere sağlıcakla kalın…

Işığınız bol olsun. 🙂

Not: Bal arısı fotoğrafı için Canon 600D Body, Nikon El Nikkor 50mm F2.8N agrandizör lensi kullanılmıştır. Işık sistemi olarak iki adet masa lambası kullanılmış olup, difüzör olarak da beyaz renkte pleksi malzeme ve köpük tabak kullanılmıştır.

Bal arısı karesi 83 fotoğraftan oluşmaktadır. (Focus stacking (odak istifleme) tekniği kullanılmıştır.)

Diğer fotoğraflarda ise karışık olarak Canon 600D ve 70D body kullanılmıştır. Lens olarak İndustar 75 mm f4, Rodagon 80mm, Componon 80mm Durst, Nikon El Nikkor 50mm f2.8N agrandizör lensleri kullanılmıştır.

Bunlar da ilginizi çekebilir

18 yorumlar

Adnan Demir 05 Kasım 2016 - 21:59

Yazi muhtesem, fotograflar muhtesem…
Teknikler harikulade ve ilham verici…
Murat, Guray Abi ellerinize saglik, emeginize saglik…

Reply
Güray Dere 06 Kasım 2016 - 10:44

Teşekkür ederiz Adnan 🙂

Reply
Anonim 06 Kasım 2016 - 12:43

Teşekkürler Adnan abi 🙂

Reply
MEHMET YALÇIN 06 Kasım 2016 - 13:44

Harika bir anlarım olmuş çok beğendim. Makroculara çok şey katacaktır burada aktarılan bilgiler.
Sizlerden bir isteğim var stack ugulandıktan sonra fotoğrafın temizlenmesi konusunda da bir video çekip eklesiniz veya anlatım yayımlasanız çok makbule geçer.Selamlar.

Reply
Güray Dere 06 Kasım 2016 - 16:30

Teşekkürler. İsteğinizi değerlendireceğim. Diğer arkadaşlar da bu konuda bazı yardımcı içerikler hazırlıyorlardı. Onların desteğiyle bir yazı çıkabilir. Ama zamanlama konusunda söz veremiyorum. Önceliklendirmek istediğim başka konular vardı.

Reply
Ümit 10 Kasım 2016 - 21:29

güzel olmuş en kısa zamanda deneyeceğim:)

Reply
Güray Dere 11 Kasım 2016 - 13:51

Teşekkürler 🙂

Reply
Şamil POLAT 11 Kasım 2016 - 07:09

Teşekkürler bu detaylı bilgileri paylaştığınız için, konuların çok doğal ve canlı görünümü makroyu farklı noktalara taşımış. Seyir zevki çok yükselmiş.

Reply
Güray Dere 11 Kasım 2016 - 13:52

Teşekkür ederiz 🙂

Reply
Murat Öztürk 13 Kasım 2016 - 21:21

Çok teşekkür ederiz arkadaşlar…

Reply
Murat 15 Nisan 2018 - 14:38

Türkiye’de de böyle güzel ve detaylı bilgilerin verilip, profesyonel bir anlatım yapılması harikulade bir olay. Her birinizin emeğine sağlık, faydalı bir paylaşım.

Reply
Güray Dere 15 Nisan 2018 - 19:30

Çok teşekkürler 🙂 Yararlandığınıza sevindim.

Reply
Erden Sizgek 18 Nisan 2018 - 09:44

Başarılı fotoğraflarınız ve verdiğiniz güzel bilgiler için kutlarım Murat Bey.

Reply
Güray Dere 18 Nisan 2018 - 23:40

Murat adına teşekkür ederim.

Reply
Recep Elal 18 Nisan 2018 - 12:52

Merhabalar. elinize, gözünüze, emeğinize sağlık. Verdiğiniz bilgiler gerçekten çok aydınlatıcı ve bilgilendirici.Işığınız bol olsun.

Reply
Güray Dere 18 Nisan 2018 - 23:40

Çok teşekkürler.

Reply
haloyi 28 Mart 2019 - 16:04

Uzun zamandır okuduğum en keyifli, doyurucu ve heyecanlandıran fotoğraf yazısı oldu yazınız. Tek kelimeyle bayıldım. Çok mutlu oldum..

Reply
Güray Dere 29 Mart 2019 - 17:53

Hem kendim, hem de Murat adına teşekkür ederim. Biz de mutlu olduk 🙂

Reply

Yorum bırakın