Mikrofilm lensi ile makro çekim

by Güray Dere

Makro çekim tekniklerinin sonu yok. Her bütçe seviyesinde iyi sonuçlar alabileceğimiz çok sayıda çözüm var. İmkanı olanlarımız hiç başını ağrıtmadan en iyi ve genellikle de pahalı çözümleri seçebilirler. Bazen de öyle oluyor ki başka hiçbir alternatifi olmuyor ve hatırı sayılır harcamalara mecbur kalıyoruz. Ama beni daha çok heyecanlandıran, tatmin eden şey yenilik, araştırma ve bütçemizi zorlamayan seçeneklerle iyi sonuçlar elde etmeye çalışmak.

Hiç tahmin etmeyeceğimiz çok farklı tür lensleri, bazen hayal gücümüzü zorlayan şekillerde kullanarak yakın çekim yapabiliyoruz. Bu denemeler genelde hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Yüksek büyütmeye uygun olmayan lensler “diffraction”, kenar kararması, düşük çözünürlük gibi sorunlara takılıp kötü fotoğraflar üretiyorlar. Ama bazen de büyük bir sürpriz yapıp tüm makro camiasının yüzünü güldürüyor, hepimizde yeni bir heyecan yaratıyorlar.

Lenslerde odak uzunluğu, diyafram değeri ve çözünürlük yüksek büyütme için bize ipucu veriyor.

Bu yazıda hoş sürprizler yapma ihtimali yüksek olan mikrofilm lenslerini ve örnek olarak da JML21 ve Otamat101 lensini inceleyeceğiz. Fakat önce mikrofilm lensleri konusunda aydınlanmamı sağlayan ve burada verdiğim bilgilerin bir kısmını öğrendiğim Enrico Savazzi’ye teşekkür etmek istiyorum. Kendisi modern makro fotoğrafçılığının kutsal kitabı diye anılan “Digital photography for science: Close-up photography, macrophotography and photomacrography” kitabının yazarıdır. Kitap Amazon’da $130 fiyata satılıyor. Daha önce $200 seviyesindeydi. Fiyatın biraz daha düşmesini bekliyorum. Ayrıca kişisel web sitesini en alttaki link paylaşımlarında bulabilirsiniz.

Şimdi biraz ön bilgi ile başlayalım.

Yüksek büyütmeye uygun lens

Elimize geçen her lensi farklı yöntemlerle yüksek büyütmeye zorlayabiliriz. Ama her lensi bu şekilde denemek bize sadece vakit kaybettirir. Öncelikle bazı ipuçları aramak mantıklı olur.

  • Lens odak uzunluğu: Uygun odak aralığı 20mm – 50mm arasındadır. Açı ne kadar küçük ise o kadar yüksek büyütme elde ederiz. Ancak 20mm’nin altındaki değerlerde nesneye neredeyse değecek kadar yakından çekim yapmamız gerekeceğinden çok kullanışlı olmuyor. Özellikle aydınlatma açısından bu durum çok sorun yaratıyor. Lense bu kadar yakın bir nesneyi uygun şekilde aydınlatamıyoruz.
  • Diyafram: Diyafram değeri yüksek büyütmede “diffraction” sorunu yaşamamak için önemli. Açık bir diyafram istiyoruz. Örneğin 20mm seviyesi için en az f3.5, 40mm seviyesinde en az f4 şeklinde olmalı. 20mm, f5.6 olan bir lens yüksek büyütmede netlik sorunu yaşatır.
  • Çözünürlük: Lensin detay geçirgenliğini ifade eden bir değer. Yüksek büyütmelerde hayati önem taşıyor. Sürpriz bir lenste büyük ihtimal bu değeri bilemiyoruz. Fakat biliyorsak, rakam ne kadar yüksek ise o kadar keskin bir lense sahibiz demektir. Elinizdeki lensler için Google araması ile bir şeyler bulabilirsiniz. Yine elimdeki lenslerden örnek verecek olursam Pentax 18-55 kit lens için 4-12 lpmm,  Tamron 90mm makro lens için 30-80 lpmm, Otamat101 mikrofilm lensi için 200 lpmm! JML 21mm için 400 lpmm!!!! Aralık şeklinde verilen değerler farklı diyafram değerleri için oluyor. Bu rakamlara baktığımızda kit lensimizi yüksek büyütmede hiç denemiyoruz bile 🙂 Yukarıdaki gibi 200-400  lpmm değerleri fantastik rakamlar. 50 değeri çok iyi bir makro lensi ifade ediyor. Buna göre düşünmek gerek.

Mikrofilm lensleri

Arama yaparken “microfilm lens”, “microfische lens” diye bulabileceğiniz bu minik lenslerin üretim amacı fotoğraf çekmek değil. Genellikle projektör sistemlerinde mikrofilm görüntülerinin büyük ekranlara yansıtılmasında kullanılıyorlar. Bazıları da özelleşmiş kopyalama cihazları için üretilmiş. Bu yüzden bildiğimiz lenslerden çok farklı görünümdeler. Diyaframları yok, daha doğrusu lens her zaman tam açık diyaframda gibi çalışıyor, boru şeklindeki lens gövdesi diyaframı oluşturuyor. Ve de işin kötü kısmı, bir bayonetleri yok! Lensi makinemize bağlamak için kendi yöntemimizi geliştireceğiz.

Gelelim lenslerimize. Her iki lensimizi de keşfeden aynı kişi, evet doğru tahmin: Enrico Savazzi. Yazının başında sürpriz dediğim şey işte bu keşifler. Bu lensleri üreten şirket bu kadar iyi bir lens yaptığının farkında değil. Genellikle sınırlı bir endüstriyel kullanım için sınırlı sayıda üretilen sonra zamanla unutulan lensler bunlar. Derken kıyıda köşede kalan stoklar bit pazarında piyasaya çıkınca birisi makro çekim için bir deneme yapıyor ve lensin kaderi değişiyor.

JML 21mm f3.5

Bu lensin hikayesi şöyle, Enrico amcamız 2010 yılında eBay üzerinde bu lensi görüyor. Fiyatı $10 ve birkaç düzine satışa sunulmuş. Denemeye değer deyip alıyor ve ölçümlerde lens yukarıda yazdığım 400 lpmm çözünürlük değeri ile birlikte sıfır CA renk bozulması veriyor. Bu lensin üretimden kalkmış olması hepimiz için büyük bir kayıp. Sonrasında bu durumu kendi web sitesinde yazıyor, makro forumlarına taşıyor. Elbette lense bir hücum yaşanıyor ve tüm stok hemen tüketiliyor.

JML 21 çok geniş bir büyütme aralığında ve 20X gibi çok yüksek büyütme değerlerine kadar mükemmel sonuç veren, çok kısa sürede efsaneleşen bir lens. Maalesef bulunması imkansıza yakın. Sahip olan kesinlikle satmıyor. Bulunursa da fiyat olarak $500 seviyelerinde oluyor. Son 3 yıl içerinde sadece bir kez satışta olduğunu gördüm. O da çok sayıda kişinin girdiği bir açık artırmaydı. Sonucuna hiç bakmadım bile…

Aşağıdaki fotoğrafları kendim çekerek size sunmayı çok isterdim ama bu lens şimdilik sadece hayallerimi süslüyor. Bu sefer fotoğrafları takip listemde olan JML 21mm sahibi bazı ustalardan aldım. Tıklayarak doğrudan fotoğrafın sayfasına gidip büyük boyutu ile izleyebilirsiniz. Elbette lense sahip olmak yetmiyor. Aydınlatma ve işleme teknikleri asıl işi oluşturuyor.

Oryctes Salticella fasciata (focus stack of a dead fly)
Studio stack: Camponotus herculaneus Palm Weevil (Rhynchophorus ferrugineus)

Otamat101 20mm f2.8

Bu lensin hikayesini de siz tahmin edin. İfadelerin neredeyse hepsini yukarıdaki paragraftan alabilirim!

Enrico amcamız 2012 yılında eBay üzerinde bu lensi görüyor. Fiyatı £18 ve birkaç düzine satışa sunulmuş. Denemeye değer deyip alıyor 🙂 Hikaye bildiğiniz şekliyle devam ediyor. Lens çok iyi sonuç verip forumlarda tartışmalara düşüyor. Bu sefer bir fark var, o yazıları ilk okuyanlardan biri de benim. Lense hücum hareketinde ilk saflarda yer alıp £18 fiyata bir tane kapıyorum. Bir hafta sonra lensin fiyatı £80 oluyor. Bir sonraki hafta ise stok tükeniyor. Şu anda 2. eli yok. Çıkarsa ne kadar fiyata gider bilmiyorum.

Bu lensin JML’e göre zayıflıkları var. Çözünürlük değeri daha düşük ve bir miktar CA renk bozulması veriyor. Tabi bu hali bile onu çok iyi bir lens olmaktan uzaklaştırmıyor.

Lens elime geçtiğinde ilk düşüncem “bunu nasıl bağlayacağım ki?” oldu. Minik bir boru şeklinde olan bu lensin gövdeye bağlanması için ne yapılabilir?

Biraz araştırdım. Gövdeye takılan bayonet kapaklarının ortasına delik açıp lensi buraya yapıştıranlar, RMS adaptörü üzerine siyah bantla sarıp tutturanlar, hamurumsu yapışkan maddelerle sabitleyenler… Lense zarar verme ya da kirletme endişesiyle hepsini bir kenara koydum. Lens uzun süre çekmecede yattı. Sonra farkettim ki bazı mikroskop adaptörleri bu tip lensleri bağlamak için uygun. Ve Pentax kullanıcısı olduğum için Pentax marka bir mikroskop adaptörünü tercih ettim. Bunu da eBay’de 20 euro fiyata buldum.

Bu kaliteli adaptör m42 bağlantısına sahip olduğu için Canon-Nikon gibi her marka ile rahatlıkla kullanılabilir. Lensin bağlanacağı yer 23mm genişliğindeki lensler için yapılmış. Lensi içeriye hafifçe sokup vida kısmını sıkıyor ve sabitliyoruz.

Ama küçük bir sorun daha var. Otamat101 22mm genişliğinde. Yani doldurulması gereken 1mm boşluk var. Bunun için lensin etrafına kalınca bir kağıt sardım. Lensi oturturken yerinden kaymaması için de yapıştırıcı kağıt bant ile lensin gövdesine sabitledim. Birkaç tur sarınca istenen genişliğe geldi ve adaptöre tam oturdu. Vidayı da sıkınca sanki yeri hep orasıymış gibi sabitlendi.

Lensin ekseninde bir kayma olmaması çok önemli. Fotoğrafta lenslerin en keskin yeri olan merkez çözünürlüğünden maksimum oranda faydalanmak için bu tip bağlantılarda eksene dikkat edilmesi gerekiyor. Doğrudan lensi yapıştırma gibi çözümlerde lens tam 90 derece açı ile karşıya bakmayabilir yani eksen kayması sorunları yaşanabilirdi ama adaptörde gayet sağlam oldu.

Dikkat edilmesi gereken 2. bir nokta var. Lensin düzü tersi belli değil! Onu da hemen bir deneme yaparak çalışma mesafesi ölçümü ile tespit ediyoruz. Lens yanlış bağlandığında aşırı yakına odaklıyor. O şekilde kullanamayız. Uygun şekilde ters çevirip düzeltip sabitliyoruz.

Otamat101 iş başında

Körük, tüp gibi eklentiler ile lens çok hızlı şekilde yüksek büyütmelere çıkıyor. 1 yıl önce bu bağlantıyı yaptığımda çok da bilgi sahibi olmadan körük üzerinde denemeler yapmıştım. O düzenekte büyütme 12X değerinde oldu. Fakat henüz Newport’lu ray sistemini kurmamış olduğumdan focus stack yaparken net alan derinliğinde sürekliliği iyi sağlayamadım. Aslında 12X büyütme lensin kapasitesini biraz aşıyor ve netlikten kaybettiriyor. O fotoğraflar şunlardı:

Lensi o günden sonra unuttum. Yine 1 yıl kadar çekmecede yattı. Yüksek büyütmede ilgi alanım mikroskop lenslerine kaymıştı. Aradan geçen zamanda çeşitli mikroskop lenslerini deneme fırsatım oldu. Sonra bu yazı için Otamat’ı tekrar gün yüzüne çıkardım ve 5X-10X büyütme aralığında elimdeki belki de en iyi çözüm olduğunu gördüm. Buna yakın değerlerde kullanabildiğim Lomo 8X mikroskop lensim olmasına rağmen onu kullanırken büyütmeye çok fazla müdahale etmek istemiyorum. Özellikle düşük büyütmeye zorladığımda köşe kararması ile karşılaşma ihtimalim çok yüksek. Ayrıca Otamat101 2cm civarı çalışma mesafesiyle Lomo 8X’e göre iki kat fazla mesafe sunarak aydınlatmada kolaylık sağlıyor.

3 parçalı Paragon M42 uzatma tüpü setine $1 fiyat ile denk geldim. Bunlar her türlü makro seti içinde yer alabiliyor. Tavsiye edilir.

Bu sefer lensi 5X-6X değerlerinde kullanmak istedim. Körük en kısık konumdayken bile hızla 10X’lere çıkan Otamat’ı mikroskop adaptörü ile birlikte doğrudan gövdeye taktım. Büyütme 4.5X oldu. M42 mikroskop adaptörünün arkasına 20mm M42 uzatma tüpü ilave edince büyütme hedefime uygun olan 5.5X değerine geldi.

Sıra ölü bir böcek bulmaya gelmişti. Bu mevsimde işin en zor kısmı bu. Dışarıda karlı bir hava varken evin içinde biraz araştırma yaptım. Tesadüfen daha önce de bu lensle çekimini yaptığım (yukarıdaki) gibi bir “meal moth” güvesi buldum. Bu minik kelebekler evlerde özellikle mutfakta bulunabiliyorlar. Marketten aldığımız bakliyatların üzerinde bulunan yumurtalarla geliyorlar. Ve bazen bir kavanozun içinde bunlarla karşılaşıp nereden gelmiş diye şaşırıyoruz. Kavanoz sıkıca kapalıysa diğer bakliyata bulaşamayıp orada ölüp kalıyorlar.

Basit bir stüdyo düzeneği oluşturup çekime geçiyorum.

Soldaki “helping hand”, iğne ucuna tutturulmuş güveyi uygun konumda tutarken, ortadaki 2. “helping hand”, kesilmiş piknik bardağından difüzörü tutuyor. Ayrıca lensin ucuna geçirilmiş dairesel beyaz kağıt bir reflektör görevi görüyor ve böceğin önden aydınlatılmasında çok önemli bir rol oynuyor. Çekim sırasında bardak, lensi de kapatacak şekilde üzerine geçiriliyor ve böcek de bardağın içinde yer alıyor. Çekimde ek olarak etrafa başka yansıtıcılar da diziyorum ama görüntüyü karıştırmaması için onları kaldırarak gösteriyorum. Çekimde tripod yok. Newport mikrometreli rayı basitçe bir “otomobil ruhsat cüzdanı”!! üzerine koydum. Perde açılıp kapanırken gövdede oluşan titreşimleri hızlıca kesmek adına doğrudan sert yüzeyleri değil, araya giren bu tarz hem sağlam hem de darbe emici yüzeyleri tercih ediyorum.

O gün flaş kullanarak çekim yapmaya karar verdim. Yüksek büyütmede aydınlatma olarak flaş kullanıyorum çünkü kullandığım Pentax K-x gövde elektronik perde desteklemiyor. Bu yüzden deklanşöre basınca ayna kaldırmış bile olsam bol bol titreşim yaratıyor. Uzun pozlamada netliği azaltan bu durum flaş kullanıldığında pek göze batmıyor. Flaşın çok hızlı yanıp sönmesi sayesinde titreşim etkisi görünmüyor. Çekimi tamamlayıp sonuca baktığımda hayal kırıklığı yaşıyorum. İlginçtir ki bu sefer de böcek tarafında bol titreşim oluşmuş. Çekim 80 kadar fotoğraftan oluşuyor. Önden arkaya doğu adımlayarak çekim yapıyorum. Böceğin gövde bölümü lense daha yakın planda kalmış ve ilk fotoğraflarda yer alıyor. Titreşime denk gelen fotoğraflar da onlar olmuş. Herhalde ilk çekimlerimi biraz dikkatsiz yaptım. Sonraki fotoğraflarda bu sorun yok, baş bölümü net çıkmış. O yüzden fotoğrafta gövde bölümünü kesip crop olarak baş bölümünü yayınlıyorum.

Bu durumu farkedince tekrar bir çekim yapmak istedim. Başka bir kadrajda işe giriştim. Ne var ki bu sefer de stack tamamlanmadan kablosuz flaş tetikleyicinin pili bitti! Sanırım günümde değilim diyerek o çekimi de yarım da olsa işledim. Aşağıdaki fotoğrafta güvenin arka tarafının bulanık kalmasının sebebi bu. Sıra oraya geldiğinde çekimi  bırakmak zorunda kaldım.

Ertesi gün ilk iş gövde dahil tüm pillerimi şarj etmek oldu. Sonra çekimi tekrarlamak için  düzeneği kurdum. Kadrajı oluşturup hızlıca çekime geçmiştim ki flaş patlamaktan vazgeçti. Yeni pil seti ile sorunu çözmeyince flaş tetikleyicimin gövde tarafındaki pilinin bittiğini farkettim! 1.5 yıl yoğun kullanımdan sonra biten bu pil küçük saat pilleri tipinde. Onu hemen değiştirme imkanım olmadığı için planı değiştirdim. Flaş yerine sürekli ışık ve uzun pozlama ile devam etmeye karar verdim.

Düzenekteki flaşın yerini 2 tane Ikea Jansjö led lamba aldı. 5.5X büyütmede ilk kez sürekli ışık kullanacağım için sonucu ben de merak ediyordum. Perde titreşiminin kaçınılmaz etkisi netliği biraz bozacaktı ama ne kadar?

Jansjö lambalı aydınlatmada renkler biraz sıcak tonda çıktı. Flaş daha mavimsi bir hava vermişti. Ama asıl endişem netlik. Fotoğraf korktuğum kadar bulanık çıkmadı. Geçen yıl mikroskop lensleriyle yaptığım bir denemede suluboya gibi bir fotoğraf elde etmiştim. Bu sefer duruma sevindim. Titreşim sönümleyici araba ruhsatına mı teşekkür etsem bilemedim 🙂

Renkleri biraz daha toparlamak ve bir deneme daha yapmak için kadrajı değiştirip tekrar çekime geçtim. Aynı zamanda başka bir şey daha denemek istedim. Yukarıdaki fotoğrafta pozlama süresi 1/4 sn olarak gerçekleşti. Eğer perde açılırken oluşan titreşim çekimin ilk anlarında devam ediyor ve sonra sönüyorsa 1/4 sn içinde önemli oranda etki etmiş olabilirdi. Pozlama süresini artırırsam titreşimin sona ermesinden sonraki durağanlıktan daha uzun süre yararlanabilir belki de daha net bir fotoğraf elde edebilirdim!?

Led lambaları düzenekten uzaklaştırdım. Etraftaki reflektörleri de kaldırdım. İlk kez ışığı azaltmaya çalışıyordum! Makineye ışık ölçümü yaptırdım ve 1sn pozlama süresi verdi. Bu şekilde denemeye karar verdim. 80 civarı fotoğrafın her biri için 3sn gecikmeli çekim + 1 sn pozlama sıkıcı olacak kadar uzun sürdü. Sonucu hemen paylaşıyorum.

Her iki fotoğrafı kıyasladığımda renkler 2.’de daha iyi ama düşündüğüm gibi keskinlik artışı olmadı. Hatta ilki daha keskin diyebilirim. Sonuca etki eden çok sayıda parametre varken en iyi yöntemi düşünmekten vazgeçip fotoğrafların ve Otamat101 lensin keyfini çıkarmaya karar verdim. Sanırım elimdeki gövdenin imkanları bu kadar 🙂

Mikrofilm lenslerine eBay üzerinde rastlanıyor. Fiyatları da genellikle çok uygun oluyor. Ama bazen adı bile belli olmayan bu lenslerin ne sonuç vereceği tamamen şans işi. Şansınıza güveniyorsanız bir tane edinip test edebilirsiniz. Sonuçları benimle de paylaşırsanız çok sevinirim 🙂 Aynı şekilde benim elime geçecek mikrofilm lenslerine ait görüşlerimi buradan paylaşmaya devam edeceğim.

Otamat101 mikrofilm lensi ile çekilmiş fotoğraflar

Ayrıca hoşlanabilirsiniz