Kışın tam ortasındayız. Kış denince rüzgar, kar, fırtına geliyor akla ama bu sene İstanbul ılık ve kurak bir kış yaşıyor. Çevre açısından kötü giden bu durum doğal ışık ile makro fotoğraf çekimi açısından yaz mevsimini aratmayacak ideal koşulları oluşturuyor.
Açık alanda focus stack yapmanın en büyük zorluğu böcekleri hareketsiz yakalamak. 30 – 100 fotoğraftan oluşan tek bir çekim dizisi dakikalar boyu sürüyor. Arada esen rüzgarın dinmesini beklemek, yükselen güneş ve hareketli bulutların yarattığı ışık değişimlerine uygun ayarları yapmak işi daha da uzatıyor. Ne kadar uzun sürerse işin yarım kalma ihtimali o kadar yüksek. Çünkü böcekler tamamen hareketsiz değiller. Antenlerini, bacaklarını oynatıyorlar. Bir süre sonra da büyük bir adım atarak kadrajı tamamen bozuyorlar. Ya da uçup gidiyorlar.
Böcekleri hareketsiz tutmanın yolu serin hava. Yukarıda “ideal koşul” dediğim durum bu.
Yaz mevsiminde doğal ışık focus stack çekimi için çok erken kalkmak gerekiyor.
Geçen yaz kuzenim Kerem ile birlikte sık sık gün doğumunda çekime gittik. Yaz mevsiminde bu işi yapmanın en mantıklı yolu bu. Yazın böcek bulmak sorun olmuyor ama güneş doğduktan sonra çok az bir zaman kalıyor. Hava hızla ısınıyor ve böcekler harekete geçiyor. Güneş kendini gösterdikçe renkler o kadar hızlı değişiyor ki stack çekiminin başındaki ve sonundaki fotoğrafların renkleri tamamen farklı çıkıyor. Yazın güneş doğarken elimizdeki zaman en fazla 2 saat. Sonra ortam iyice hareketleniyor ve erken kalkmanın getirdiği baş ağrısıyla eve dönmek gerekiyor.


Birçok kişinin çok sevdiği, üzerinde bol çiğ damlaları olan fotoğraflar için sabah erken saatler çok uygun. Yukarıdaki 2 örnek yazın gündoğumunda flaş ile çekildi. Çiğ taneleri hoş olsa da ben aynı güne ait tüm fotoğrafların böyle olmasından pek hoşlanmıyorum.
Gelelim kış mevsimine, daha doğrusu yazıya konu edeceğim 1 Şubat tarihli kış gününe.
Bahçeye biraz hava almak için çıktığım o gün fotoğraf çekmek hiç aklımda yoktu. 5 derece sıcaklığında soğuk ve bulutlu bir hava ile birlikte hafif bir esinti insanın aklına fotoğraftan çok sıcak bir şeyler yudumlamayı getiriyor. Fakat alışkanlıktan herhalde, gözlerim sürekli yapraklarda. Sonra…
Ama önce bir alıntı yapacağım,
“İçimizdeki Balık” isimli, genetik ve biyoloji üzerine güzel bir kitap var. O kitapta yazar bir ara gençlik yıllarını anlatıyor. Kendisi henüz bir asistanken bazen hocaları ile beraber araziye fosil toplamaya çıkıyorlar. Herkes eline bir çuval alıp çalışma bölgesinde dağa taşa yayılıyor. Buluşma zamanı gelince her seferinde hocaların çuvalları dolu, ama asistanlarınki bomboş oluyor. Çok uzun süre bu durum canını sıkıyor. Yıllar geçtikçe farkediyor ki sürekli aynı şeyi arayan gözler belli bir süre sonra bir sürü çakıl taşı arasında minik bir diş fosilini hemen görmeye başlıyor. Ve zaman geçtikçe o da dolu bir çuval ile dönmeye başlıyor. Sanırım aynı durum, biz de kendi aramızda “böcek görme” yeteneği edinmeye başladığımızı konuşuyoruz.
Sonra diyordum, eve girmek için geri döndüğümde hanımeli çiçeğinde bir yaprağın altında tüylü bir figür uzaktan bile gözüme takılıverdi. Habropoda cinsinden bir arı, ağzıyla yaprağa tutunmuş, soğukta mışıl mışıl uyuyordu. Birçok böcek geceleri bu şekilde uygun bir konumda kendilerini sağlama alıp uykuya geçiyor. Bizimkinin de bu havada kolay kolay uyanmayacağını tahmin ederek şansımı denemeye karar verdim.
Bundan bir hafta öncesinde kuzenimle sohbet ederken arazide softbox çadır kullanımını konuşuyorduk. Kerem son dönemde tüm çekimlerinde bunu kullandığını ve memnuniyetini anlatmıştı. Çadırı açık havada denemek için çok güzel bir fırsattı. Uzun süredir dolapta yatan küp şeklindeki çadırı koşar adım çıkarıp bahçede bir sandalye üzerine kurdum.

Doğal ışıkta makro çekim için örnek ekipman
Doğal ışık ekipmanlarım sürekli değişiyor, siz de kullandıkça size ait farklı çözümler bulacaksınız.
- Softbox çadır: Beyaz küp şeklindeki bu çadırlar boy boy satılıyor. Yaylı yapısıyla çok kolayca katlanıp açılıyor. Normalde difüzör ve reflektör kullanarak sağladığımız yumuşak ışığı tek başına hallediyor. Bir diğer güzelliği rüzgarı keserek sallanmayan bir çekim ortamı sağlaması. Ama siz ayrıca difüzör ve reflektör bulundurun.
- Helping hand: Bu kıskaçları örnek tutucu olarak kullanıyorum. Bazen difüzör ya da reflektör görevi gören malzemeleri tutması için ayrıca bir tane bulunduruyorum.
- Makas :Tercihen bahçe makası. Uyuyan böcekleri uyudukları dal ile birlikte alıp arazi stüdyomuza götürebilmek için.
- Tripod: Yere yaklaşabilen, iyi oturan sağlam bir yapıda olması gerek. Ucuz tripodlar başınıza iş açabilir. Bendeki Benro A0691 m0del tripod görevini ancak orta seviyede yapabiliyor. Bunun yerine, sıfır seviyesine kadar yere yaklaşabilen ve malzeme olarak metal değil, titreşimleri hızla sönümlendiren ahşap bir tripod almak istiyorum.
- Tripod başlığı: Büyütme arttıkça kadrajı oluşturmak sıkıntı yaratmaya başlıyor. Ball-head başlıklar sürekli gevşet-sık işlemi ile zorluk çıkarıyor. Tam sıkıp makineyi sabitledim derken bıraktığımızda minicik bir sarkma yapması kadrajı bozuyor. Tekrar gevşet-sık şeklinde uğraşıp duruyoruz. Manfrotto 410 Junior başlık, 3 eksende vidalı hareket imkanı sağlayan yapısıyla çekimdeyken bile kadrajı kolayca ayarlama fırsatı veriyor.
- Hassas focus rayı: Focus stack işlemini hassasiyet ile yapabilmek için mikrometreli Newport 423 ya da 433 modelleri mükemmel.
- Kaba focus rayı: Hassas rayımız çok kısıtlı mesafe içinde hareket kabiliyetine sahip. Büyütme değiştirirken değişen odağı ayarlamak ve odaklanacak ilk noktayı seçmek için kaba rayı kullanıyoruz. Gerisini hassas ray ile hallediyoruz. Ben burada 2 kat raylı körük kullandığım için alt körük rayı kaba ray olarak hizmet veriyor.
- Harici deklanşör kumandası: Deklanşöre elle basmak tüm düzeneği sallayacağı için kablolu ya da kablosuz deklanşör kumandası kullanıyoruz. Maalesef o gün kumandamın pili bittiği için ben mecburen elle bastım. 2sn gecikme vererek titreşimi telefi etmeye çalıştım.
- Yedek pil ve hafıza kartı: Mutlaka bulundurun. Ne ile karşılaşacağınız hiç belli olmaz. Focus stack işlemi çok fazla sayıda çekim gerektiriyor. Kaynaklar tükenmişken karşınıza çıkan ender bir tür üzülmenize sebep olabilir.
Listede makine ve lens de var tabi. Lens olarak ters bağlı Componon-S 80mm kullandım. 1.5X’e kadar büyütmelerde çok başarılı ve kolay kullanımı olan bir lens. Ama önüne mutlaka gölgelik takmak ya da uydurmak iyi bir fikir olur. Agrandizör lensleri kullandığım için gölgelik olarak bunların dışa bakan m39 bayonet tarafına m39 uzatma tüpü parçası takıyorum. Bu tüpler benden daha yaşlılar ve bedavadan az daha pahalı fiyata alınabiliyorlar.
Çekim hazırlığı

İlk iş uykusunu bozmadan arıyı yerinden almak. Taşımalı çekimlerde en riskli hareket bu. Yaprağı ya da dalı makasla keserken oluşan sert titreşim böceği kolayca düşürebilir ya da daha sıcak havalarda ürküp uçmasına yol açabilir. Dalı keserken böcek ile makas arasındaki bölgeden tutup makasın yaratacağı titreşimlerin böceğe ulaşmasını engellemeye çalışıyoruz. Keserken makasın en arka bölümüyle yavaşça ezerek kesiyoruz. Yine kesilmiş dalı taşırken ve “helping hand” üzerine yerleştirirken bolca titreşim oluşuyor. Hiç panik yapmadan, yavaş ve sakin hareketlerde böceğimizi yerinden alıyoruz.
Gerçek arazi çekimlerinde genellikle düzeneği uygun bir noktaya kurup bu şekilde böcek aramak üzere etrafa bakınıyoruz. Taşıdığımız böceği bazen uzunca bir yol boyunca ürkütmemek, düşürmemek gerekiyor. Geçen yaz bu işlemler sırasında oluşan aksiliklerle çok fırsat kaçırdığmızı hatırlıyorum 🙂
Bir diğer çok önemli konu, böceğin bulunduğu bölgeyi çift taraflı sabitlemek. Bunun için helping hand’in iki kıskacını birlikte kullanıyoruz ve arının bulunduğu yaprağı iki ucundan birlikte tutturuyoruz. Kesilen bitki tahmin ettiğinizden hızlı bir şekilde solmaya başlıyor. Birkaç dakika boyunca çekim yapınca her çekilen fotoğrafta yaprağın biraz daha aşağıya sarktığını ve sonuçta tüm işlemi çöp haline getirdiğini kendiniz de deneyebilirsiniz. Bu şekilde sabitlemek sarkmayı engelliyor.
Arıyı çadırın içine yerleştirmeden önce yapılması gereken bir şey daha vardı. Arka planı ayarlamak. Normalde çadırın arka tarafını kesip pencere açarak doğal ortamı arka plan olarak kullanmam gerekir. Ama içeriye rüzgar almamak ve yedek çadırımı sipariş edene kadar bunu kesip biçmemek için öyle yapmadım. Balkonda ilk gördüğüm saksıyı çiçeği ile birlikte alıp çadırın içine yatırdım. Arıyı da bunun önüne yerleştirdim. Hatta en arkaya yine elime ilk geçen nesne olarak siyah bir terlik koydum! Terlik gibi koyu renkli bir obje ile arka plandaki parlak beyaz perdeden gelen ışığın önden lense girmesini, fotoğrafta sislenme yapmasını engelliyorum. Fotoğraf makinesini uygun konuma getirip çadırın örtüsünü de indirdikten sonra artık çekime hazırız.

Şimdi burada bazıları diyebilir ki, “Kardeşim balkonda çayını, kahveni yudumlarken dalı yaprağı kesiyorsun, böceği alıyorsun, arka plana çiçek koyuyorsun bu nasıl doğal çekim?”
Haklısınız ama aslında doğal çekim demiyorum, “doğal ışık” diyorum. Gerçek anlamda doğal çekim yapmak her zaman mümkün olmuyor. Böceğin kendisinin seçtiği yer makineyi kurmak için uygun biz zeminde olmayabilir. Rüzgardan etkilenmesini engellemek çok zor, ya da imkansız olabilir. Mesela bu arı da neredeyse 2m yükseklikte bir yaprak üzerinde bulunuyordu. Ve yine arazide her bir böcek için makineyi yeni bir konuma taşıyıp kurmak çok çok zahmetli bir iş. Daha önce denedik, yaptık. Pek olmuyor. Değirmeni taşıma suyla döndürmek daha kolay. Bu işlemler sırasına birkaç küçük yaprak kesmek dışında doğaya ya da böceğe zarar vermiyoruz. İş bitince bulduğumuz konuma yakın, ve onun için güvenli bir yere bırakıyoruz.

Açık havada focus stack
Havanın bulutlu olması ışık performansı açısından avantajlı bir durum. Doğrudan güneş alan bir ortamda olsaydım çadırın ince bezi yeterli gelmeyecekti. Işığı yumuşatmak için bir kat daha difüzör gerekecekti.
Arının sakin kalmasını değerlendirerek 1 saat boyunca 500 kadar çekim yaptım. Bunlar toplamda 8 farklı kadraja ve farklı büyütme derecelerine ait. Her zamanki gibi birkaç tanesi çeşitli sorunlar yüzünden çöpe gitti. Ve yine her bir stack dizisi kendi içinde sorunlu karelere sahipti. Özellikle de deklanşöre elle bastığım için bazen titreşim fazla olmuş, bulanık resimler üretmişti. Bunları da basitçe ayırıp işleme sokmadım. Focus adımlarını hassas seçtiğim için arada eksilen kareler sorun yaratmadı.

Uyuyan böcek derken bunların tamamen hareketsiz oldukları anlaşılmasın. Ölü değiller. Anten ve bacak hareketleri her zaman oluyor. O anda farkedersek çekime ara verip hareket kesildikten sonra aynı kareyi tekrar çekiyoruz. Ama çoğu zaman bilgisayar başına geçmeden anlaşılmıyor. Bu hareketleri anlatabilmek için örnek seçtiğim fotoğraflara ait focus stack dizisini animasyonlu gif kaydı olarak vereceğim. Bu animasyonlar çekimi oluşturan karelerin arka arkaya gösterilmesi ile elde edildi. Hem net alanın her bir çekimde nasıl arkaya doğru ilerlediğini hem de böceğin yaptığı hareketleri izleyebilirsiniz.

Gördüğünüz gibi odak alanı arkaya kaydıkça sahneye yaklaştığımız için kadraj da değişiyor. Çekime geçmeden önce odağı ileri geri alarak kadrajı inceleyin. Her bölgenin kadrajda kalacağını önceden kontrol etmeden çekime geçmeyin. Yoksa çekim sonunda kolu-bacağı kadraj dışında kalmış bir böceğiniz olabilir.
Çalışma mesafeniz böceğe ne kadar yakın ise ilk kare ile son kare arasındaki kadraj ve perspektif farkı da o kadar fazla olur
Bir sonraki çekimde büyütmeyi daha yüksek olacak şekilde ayarladım. Diffraction yüzünden detay kaybını engellemek için f8 yerine f5.6 kullandım.


Animasyon resimlerin yüklemesi uzun sürüyorsa kusura bakmayın. Dosyalar biraz büyükçe oluyor. Ama görmek isteyeceğinizi düşündüğüm için boyutlarını çok fazla küçültmek istemiyorum. Ve yine son olarak yaklaşık aynı büyütme seviyesinde bir fotoğraf daha ekliyorum. Örnekleri daha fazla artırmaya gerek yok.


Bu son örnekteki anten hareketleri işi hayli zorlaştıracak düzeyde olduğu için sadece antenlerin bulunduğu bölgeyi kesip alarak oraya ayrıca bir focus stack işlemi uygulamam gerekti. Daha sonra düzeltilmiş anten imajını diğer resim üzerine bindirerek birleştirdim. Bu şekilde olduğu zaman fotoğrafı işlemek çekim yapmaktan çok daha uzun sürüyor ama sonuçları buna değer diye düşünüyorum.
Asıl karttan sonra yedek hafıza kartının da yarısını doldurmak üzereyken benim evirip çevirmelerim ve öğlene doğru birkaç derece artan hava sıcaklığı etkisiyle arının kıpırdanmaları iyice arttı. Artık fotoğraf çekimine devam edemeyeceğimi hissedip kalan hafızayı video çekimi ile doldurmaya karar verdim. O çekimlerden de aşağıdaki video çıktı. Detayları görebilmek için tam ekran ve 720p çözünürlükte izlemenizi tavsiye ederim. Arının gerine gerine uyanması çok sevimli.
Bu yazıdan önce yayınladığım doğal ışık konulu Doğal ışık ve başarısız bir gün başlıklı yazıda işlerin nasıl ters gittiğini anlatmıştım. Uygun ekipman kullanımı ve hava şartları bu tür fotoğrafların çekiminde kilit rol oynuyor. Tüm koşullar uygunken de iş böcek bulabilmeye kalıyor. Bakalım önümüzdeki günlerde yine şans yanımızda olacak mı 🙂
